
İstanbul'da büyükbabası tarafından büyütülen bir Yunan
gencinin (Fanis) hikayesini konu alıyor. Yemek uzmanı
ve akıl hocası olan büyükbabası, Fanis'e hem yemekleri
hem de hayatı tatlandırmak için onlara biraz tuz ve BİR
TUTAM da BAHARAT katmak gerektiğini öğretir…
Büyüyüp dört dörtlük bir aşçı olan Fanis, yemek yapma
becerisini çevresindeki insanların hayatına tat katmak
için kullanır. 35 yıl sonra Atina'dan ayrılır ve büyükbabası
ve ilk aşkıyla tekrar bir araya gelebilmek için doğduğu
yer olan İstanbul'a döner; ancak bu geri dönüş, kendi
hayatına biraz baharat katmamış olduğunu hatırlatacaktır...
Amcasının hep dediği gibi, "Hayatta iki tür yolcu
vardır: Gidenler ve geri dönenler; birincisi haritaya
bakar, ikincisi ise aynaya…". Şimdi kahramanımızın
kendi aynasına bakmasının zamanı gelmiştir.
"A TOUCH OF SPICE/BİR TUTAM BAHARAT"
insanın kendinin farkına varışı, vatanlarını geride
bırakan insanlar ve kişisel çatışmalar hakkında, acı-tatlı
bir nostaljik komedi; ama daha önemlisi, bize yemek
yapmanın aşk ve yaşam hakkında ne denli değerli dersler
verdiğini gösteriyor.
Bu dokunaklı ama komik yetişkinlik hikayesi, mizahı,
duygusallığı, romantizmi ve insanın ağzını sulandıran
lezzetleriyle, dünyanın dört bir yanındaki sinemaseverleri
memnun edecek..
ÖZET
Hazırlık
Fanis Lakovidis 40 yaşındadır ve hayatında bir dönüm
noktasına, ilminin yön göstermeye yetmediği bir kavşağa
gelmiştir. Popüler bir astrofizik profesörü olmuştur
ve öğrencileriyle çok iyi ilişkiler içindedir, çünkü
kendisi de pek çok açıdan bir öğrencidir, bir hayat
öğrencisi…
Büyükbabası ve akıl hocası "Vassilis Dede"
bir halk bilgesidir ve hem Yunanlar'ın hem de Türkler'in
aynı ölçüde saygı gösterdiği ve uyguladığı kendine özgü
bir yemek felsefesine sahiptir. Fanis yedi yaşından
beri büyükbabasını görmemiştir. Büyükbabası onca yıldan
sonra birdenbire Atina'ya gelmeye karar verince, yaklaşmakta
olan bu ziyaret Fanis'in yaşamında bir dönüm noktası
oluşturur.
Büyükbabasının Atina'ya geliyor olması, Fanis'in tek
bir yere saplanıp kalmış olma durumunu sorgulamasına,
geçmişiyle ve bugünüyle uzlaşmasına, ve gelecekle ilgili
ufkunun genişlemesine yol açar. Doğduğu topraklara ait
tariflerden oluşan bir "Politiki Mutfağı"
hazırlaması ise uzun süredir unuttuğu anıları canlandırır
ve böylece büyükbabasının gelişi daha da büyük bir önem
kazanır.
Büyükbabasının eski arkadaşları Fanis'in evinde toplanırlar.
Tam şerefine kadeh kaldıracaklarken bir telefon gelir
ve Vassilis Dede'nin aniden hastalandığını bildirilir.
Fanis bunun üzerine zaman ve mekan olarak geçmişe beklenmedik
bir yolculuk yapar. Amcası hep şöyle demiştir: "İki
tür yolcu vardır: Haritaya bakanlar ve aynaya bakanlar.
Birincisi uzaklaşmaya çalışır; ikincisi eve dönmeye".
Hazır olsa da olmasa da, Fanis için aynaya bakma zamanı
gelmiştir.
İştah Açıcılar
Fanis ilk hayat derslerini 1950'lerde büyükbabasının
İstanbul'un doğusunda hareketli bir pazardaki küçücük
dükkanında alır. Vassilis Dede'nin yemek yapmadaki uzmanlığı
bir yemeğe lezzet katmak için baharat kullanmanın çok
ötesindedir: Bir yemek felsefecisi olarak, otlar ve
baharatlar konusundaki engin bilgisi, günlük ve politik
yaşamın diplomatik uygulamalarını da içermektedir. Örneğin
kimyon yemeğe dikkat çeker, tarçın ise insanları birbirine
yaklaştırır, birbirlerinin gözlerinin içine bakıp duygularını
dile getirmelerini sağlar.
Vassilis Dede'nin Türk insanlarının benzersiz yöntemlerini
ve bilgeliğini kavramış olması onu "Poli"nin
(ConstantinoPOLİ [Poli=Yunanca şehir], Constantinople
[İstanbul'un BizD PRODUCTIONS dönemindeki ismi]) tüm sakinleri
tarafından sevilen ve sayılan biri hâline getirir. Vassilis
Dede mevki sahibi insanlara ve diplomatlara olduğu kadar,
ev kadınlarına ve emeklilere de danışmanlık yapmaktadır.
Politik çalkantıları her zaman önceden tahmin edebilmektedir
ve bu konudaki yanılmaz barometresi sarımsaktır.
Fanis ilk astronomi derslerini de büyükbabasından almıştır.
Her bir gezegenin kendine ait bir baharatı vardır: Güneş
biber doludur çünkü yanar, Venüs tarçın doludur çünkü,
tüm kadınların en güzeli olarak hem acı hem de tatlıdır,
tıpkı (tüm diğer kadınlar ve) tarçın gibi… Dünya ise
tuz doludur çünkü tuz hayata tat katar.
İstanbul'daki Rumlar arasında çoğu evlilikler anlaşmalıdır,
ve bir gelin adayı için (çeyizi kadar olmasa da neredeyse
aynı derecede önemli) en önemli özellik "Politiki
Mutfağı" (İstanbul Mutfağı) hazırlamadaki yeteneğidir.
Küçük Fanis, annesi bir gelin adayının aşçılığını değerlendirmek
üzere araştırma ziyaretlerine gittiğinde ona eşlik etmeyi
çok sever ve heyecanlı gelin adaylarının "Politiki
Mutfağı"nın sırlarını öğrendiği İstanbul mutfaklarında
uzun saatler geçirir.
Bunlar Küçük Fanis için güzel zamanlardır. Bu zamanları
daha da güzel kılan şey, annesi tarafından hep kırmızı
bir şemsiye taşımaya zorlanan ilk aşkı SAİME'dir. Saime,
annesinin en iyi arkadaşı ve zarif bir kadın olan Ayşe'nin
kızıdır. Annesi ile Ayşe ne zaman birlikte kahve içmeye
ya da alışverişe gitse, küçük Fanis ve Saime, küçük
dükkanın kilerinde hayatın tatlı sırlarını keşfetmeleri
için Vassilis Dede'ye bırakılır. Fanis ve Saime, çocukluğun
verdiği coşkuyla, geleceklerini planlarlar… Küçük Fanis,
Saime'ye yemek pişirmeyi öğretir… tabi Saime onun için
dD PRODUCTIONS ederse.
Birlikte ilk coğrafya derslerini alırlar. Vassilis
Dede ne zaman iştah açıcı bir kartpostal alsa, üzerindeki
resmi uygun baharatlara batırıp, hevesli öğrencilerine
koklatır. Bu kartpostalları gönderen kişilerin başında,
Emilios Amca gelmektedir. Bir ticari geminin kaptanı
olarak dünyayı gezen Emilios Amca'nın, uğradığı her
limandaki bayanlara ilişkin pek çok "avcılık hikayesi"
vardır. Emilio Amca onların dünyaya açılan kapısıdır
ve limana her dönüşünde tüm aile bireyleri için küçük
birer hediye getirir: Vassilis için kartpostal, Fanis'in
annesi Sultana için naylon çorap ve düdüklü tencere,
Fanis'in babası Savvas için yeni bir tıraş takımı, ve
küçük Fanis için de bir teleskop…
Emilios Amca hediyelerin yanı sıra dünyadan haberleri
de beraberinde getirir ve bunları yakındaki bir Hamam'da
ailenin erkekleriyle (Fanis de dahil olmak üzere) paylaşır.
Bu ziyaretlerinden birinde Yunanistan ile Türkiye arasında
bir sorun olduğunu söyleyerek Vassilis Dede'nin sarımsaklı
tahminini doğrular. Günün ilerleyen saatlerinde, ailece
akşam yemeğine oturdukları sırada çalınan kapı tüm yaşamlarını
değiştirir: Fanis'in babası Savvas Yunan vatandaşı olduğu
için, ailesiyle birlikte sınır dışı edileceklerdir.
Eşyalarını toplayıp kendi rızalarıyla ülkelerine dönmek
için bir haftaları vardır.
Vassilis Dede ise Yunan vatandaşı değildir; Ege'nin
Türkiye'ye ait kesiminde doğmuş ve büyümüştür. Tüm anıları,
merhum eşinin mezarı, atalarının kemikleri oraya kök
salmıştır ve bu şartlarda orayı terk etme düşüncesini
bile kaldıramaz. Küçük Fanis, sevgili akıl hocasına
veda ederken kalbi paramparça olur. Vassilis Dede çocuğun
kederini hafifletmek için, yakında onlara kalmaya geleceğini
ve Saime'yi de getireceğini söyler.
Türkler "Yunan" oldukları için onları gönderirken,
Yunanlar da onları "Türk" olarak kabul eder.
Ana Yemek
Küçük Fanis Yunanistan'a vardığında, iki kültür arasında
neden böylesine bir düşmanlık olduğunu kavrayamaz, çünkü
en temel şeyleri ortaktır: Küfürleri ve mutfakları.
Zaman akıp gitmiş, büyükbabası ise gelme sözünü hâlâ
tutmamıştır. Fanis İki büyük aşkını özlemektedir: Büyükbabasının
hikayelerini ve Saime'nin dD PRODUCTIONSını. Bu arada Fanis küçük
yaşına rağmen müthiş bir yetenek geliştirir; O mükemmel
bir aşçıdır, üstelik henüz 7 yaşında olmasına rağmen!
Yerlerinden edilen "Constantinopolisliler"
(hepsi iflah olmaz birer dedikoducudur) arasında sıkı
bir bağ vardır ve mucize çocuk haberi kısa sürede ağızdan
ağıza dolaşmaya başlar. Dil sürçmeleri olur ve şüpheler,
söylentiler alır başını gider: Bu kadar küçük yaşta
böyle iyi yemek yapabilen bir çocuk anormaldir ve ciddi
psikolojik sorunları vardır.
Yıllar geçer ve 17 yaşına gelen Fanis Atina'nın önde
gelen otellerinden birinin mutfağında çalışmaktadır.
Tatlılar
Gelin şimdi (40 yaşında olan) Fanis'in bugününe ve
uçağın penceresinden aşağıda uzanan puslu İstanbul'u
melankoli dolu bakışlarla izleyişine dönelim.
Fanis İstanbul'a iner inmez, büyükbabasının yattığı
hastaneye gider. Koma'da olan Vassilis dede kısa sure
sonar vefat eder ve cenaze merasiminde Faris Saime ile
karşılaşır. Saime şimdi güzel bir kadındır, ama yüz
ifadesi onun da yaşamında hayal kırıklıkları olduğunu
ele vermektedir.
Sunum
Fanis uzun süredir hissetmeyi beklediği duygularla
yüzleşir. Ancak şimdi Saime'nin tıpkı kendi çocukluğunu
hatırlatan bir kızı Ayşe, ve Ankara'da askeri doktor
olarak görev yapan bir eşi, Mustafa vardır. Her ikisinin
de paylaşacak çok şeyi vardır ancak hayattın da kendine
ait bir iradesi vardır…
YAPIM HAKKINDA
"A TOUCH OF SPICE/BİR TUTAM BAHARAT", Village
Roadshow'un ilk Yunan prodüksiyonu, ve YunD PRODUCTIONSitan'ın
gelmiş geçmiş en başarılı filmi olmak üzere.
Çekimleri Atina ve İstanbul'da gerçekleştirilen film
Yunanistan'da 24 Ekim 2003'te gösterime girdi. Ülke
çapında sadece 41 sinemada gösterilmesine karşın ilk
hafta 65.000 kişi tarafından izlenerek bir rekor kırdı.
İkinci haftasında ise seyirci sayısında % 53'lük bir
artış oldu. Akdeniz'in "Like Water for Chocolate"ı
olarak kabul edilen film, gösterime girmesinden sonraki
7 hafta arka arkaya en yüksek gişe hasılatını yaparak,
"Master and Commander" ve "Finding Nemo"
gibi Amerikan filmlerini geride bıraktı.
"A TOUCH OF SPICE/BİR TUTAM BAHARAT" 1.2
milyon izleyiciyi aştı ve hızı hâlâ kesilmedi. Filme
her yaştan sinemaseverler aynı derecede ilgi gösterdi.
Bu başarı Yunanistan'da en son "Titanic" tarafından
gösterilmişti.
Film 8 dalda Ulusal Sinema Ödülü'nün (en iyi film,
yönetmen, senaryo, görüntü yönetimi, kurgu, ses, müzik
ve sanat yönetimi) yanı sıra, Thessaloniki Uluslararası
Film Festivali'nde de People's Choice Ödülü aldı. Film,
ayrıca, şu anda Yunanistan'ın Yabancı Dilde En İyi Film
dalında 2005 Oscar resmi seçimi.
Senarist ve yönetmen Tassos Boulmetis'ten
notlar:
1957 yılında İstanbul'da doğdum ve 1964 yılında sınır
dışı edilince ailemle birlikte Yunanistan'a döndüm.
30 yıl sonra, eski evimizi, babamın dükkanını, dedemin
bakkalını ziyaret etmek için İstanbul'a geldim.
Okulumun kapısını çaldığımda, ilkokul öğretmenim Bayan
Emilia açtı kapıyı. Onu o zamandan beri görmemiştim.
Her iki dedem de İstanbul'da doğmuş ve yine bu şehirde
ölmüştü.
İstanbul'da yaşayan Rumlar sağlıklı bir toplumun aktif
ve dinamik birer bireyiydi (pasif ve çekingen bir azınlık
değillerdi). Ne var ki, siyasi bir anlaşmazlığın sonuçlarına
katlanmak zorunda kaldılar: Bir yanda ülke çapında,
ustalıkla ve sabırla, sağlıklı azınlığın sayısını azaltan
Türk politikası; diğer yanda, farkında olmadan İstanbul'da
yaşayan sağlıklı azınlık toplumunun sayısını azaltan,
ulusal strateji ve vizyondan yoksun Yunan politikası.
Bu yüzden, filmimde için için yanan öfke ağırlıklı
olarak "Yunanlar"a yönelik, "düşmanlarım"a
değil. "A Touch of Spice/Bir Tutam Baharat"
İstanbullu bir adamın yaşamını, kendi tarafından olması
şart olmayan bir diplomata anlatışı…
OYUNCULAR HAKKINDA
George Corraface
Yunan asıllı George Corraface Paris'te doğup büyüdü.
FrD PRODUCTIONSızca, İngilizce, Yunanca ve İspanyolca'yı akıcı
bir şekilde konuşan George, FrD PRODUCTIONSa'nın başkentinde yaşamayı
sürdürse de, fırsat oldukça yabancı yapımlarda çalışmakatan
keyif duyuyor ve bunu sık sık yapıyor.
George deneyim ve ilgisinin, stereotip olarak görülen
"bariz" rollere derinlik katmak olduğunu dile
getiriyor. Kötü kalpli Cuervo Jones ile Kristof Kolomb
bu rollerden bazıları.
İspanya'daki popülaritesi Vicente Aranda'nın "Pasion
Turca"sıyla başladı ve Mar Taragona'nın "Muere
Mi Vida"sıyla sürdü. Aktör, Yunanistan'da da Lucia
Rikaki'nin "Quartet in Four Movements"ının
ardından, Andreas Pantzis'in "Slaughter of the
Cock"unda rol aldı. Film, Salonika da dahil olmak
üzere pek çok festivalde ödül aldı ve aktöre En İyi
Oyuncu ödülü kazandırdı. George, İngiltere'de de pek
çok BBC filminde de oynadı. Julie Walters'la birlikte
rol aldığı "Bambino Mio" bunlardan sadece
biri.
FrD PRODUCTIONSa'da pek çok film ve televizyon yapımında yer
alan George'un son dönemde imza attığı projeler şunlar:
Hiner Saleem'in yönettiği "Long Live the Bride
and the Liberation of Kurdistan", "Préférence"
(Grégoire Delacourt), ve "Love, Math and Sex"
(Charlotte Silvera). Aktör, FrD PRODUCTIONSız mini dizileri "Le
Château des Oliviers"de Brigitte Fossey'yle, "Tramontane"da
Alexandra Vandernoot ve son olarak da "La Bicyclette
Bleue"de Laetitia Casta'yla birlikte kamera karşısına
çıktı.
Ieroklis Michailidis
Ieroklis Michailidis, Kuzey Yunanistan Ulusal Tiyatrosu
Drama Okulu'nda öğrenim gördü ve 1982 yılında mezun
oldu.
1982-2002 yılları arasında 20 tiyatro oyununda rol
alan Ieroklis'in akılda çalan çalışmaları şunlar: "Vodka
Molotov" (N. Simon, A. Tchehov 1994-5), "The
night of the Inguana" (T. Williams 1991-2), "Mistero
Boufo" (D. Fo 1987-88), "Marianna Pineda"
(F. Lorka 1986-7), "Odysseas" (N. Kazantzakis
1983-84). Aktör ayrıca 3 Yunan sinema yapımında da rol
aldı: "A Touch of Spice/Bir Tutam Baharat"
(2003), "Back Door" (2000) ve "Mavro
Gala" (1999). "Kolpo groso", "Imaste
ston aera", "Agami Thite"nin de aralarında
bulunduğu çok sayıda televizyon dizisinde izleyicilerle
buluşan Ieroklis, radyo yapımcılığı da yaptı.
1990'da diğer oyuncularla birlikte müzikal hiciv tiyatro
ekibi "Agami Thite"yi kurdu. Aktör 1998'den
bu yana ekibin başrol oyuncusu, yönetmeni ve senaristi.
"Agami Thite" 1990 yılından bu yanan Yunanistan'da
110'un üzerinde gösteri sundu.
Renia Louizidou
Renia Louizidou da Kuzey Yunanistan Ulusal Tiyatrosu
Drama Okulu'nda öğrenim gördü. Renia 1988 yazından bu
yana Atina'da yaşadı ve çalıştı.
Renia, "Paradise Hotel" (Z. Feido), "Les
parents terribles" (J. Cocteau), "Cat on a
Hot Tin Roof" (T. Williams), "Lysistrati"nin
(Aristofanis) yanı sıra çok sayıda tiyatro oyununda
rol aldı.
"Pyr kai Mania", "I Aparadekti",
"Tis Ellados ta Pedia", "I pantremeni
ehoun psyhi", "Esi ftes"in de aralarında
bulunduğu pek çok Yunan televizyon dizisinde başrol
üstlenen Renia, sinemada da "A Touch of Spice/Bir
Tutam Baharat"ın (2003) yanı sıra, Reppas Papathanasiou'nun
yönettiği "Safe Sex" ile A. Kokkinou'nun yönettiği
"Pamptohi A.E." adlı yapımlarda rol aldı.
Stelios Mainas
Stelios Mainas 1957 yılında Ermoupoli-Siros'ta doğdu.
1983 yılında Veaki Drama Okulu'ndan mezun olan Stelios,
yirminin üzerinde tiyatro oyununda rol aldı. "Blood
Wedding" (Lorka), "Hamlet" (Shakespeare),
"Twelfth Night" (Shakespeare), "The Servant
of two Masters" (Goldoni), "The Homecoming"
(Pinter), "Sweet Bird of Youth" (Williams)
bunlardan sadece bir kaçı.
Stelios'un altı da sinema filmi bulunuyor: "Deserter",
"Loafing and Camouflage", "Valkanizater",
"Brazilero", "Hard Goodbyes: My father"
and "A Touch of Spice/Bir Tutam Baharat".
Tamer Karadağlı
1967 'de doğan oyuncu Bilkent Üniversitesi Tiyatro
Bölümünden mezun oldu.
Şu sıralarda Türkiye'nin en popular aktörlerinden biri
olan Karadağlı, 2002 yılından bugüne kadar Türk televizyonlarının
en sevilen sit-com dizisi "Çocuklar Duymasın"nın
başrolünde oynuyor.
1993-2002 yılları arasında birçok önemli TV projesinde
rol alan Tamer Karadağlı, aralarında George Clooney,
Kevin Costner ve Clint Eastwood'un da yer aldığı birçok
ünlü Amerikan aktörünü, Türkiye'de yayınlanan filmlerinde
seslendiriyor.
Devlet Tiyatroları ve özel tiyatrolarda birçok oyunda
sahneye çıkan Tamer Karadağlı, çok sayıda TV reklamında
da rol aldı.
TV Dizileri
Ferhunde Hanımlar - Star Television
Duvar Ötesi - Kanal D
Cinlerle Periler - ATV
Nasıl Evde Kaldım - TRT 1
Sarı Evin Esrarı - Show TV
Babam Olur Musun - ATV
Şaşıfelek Çıkmazı - TRT 1
Cocuklar Duymasın - ATV
Başak Köklükaya
1974 yılında doğan oyuncu, 1995 yılında burslu olarak
öğrenim gördüğü Bilkent Üniversitesi, Tiyatro bölümünden
mezun oldu.
Mezun olduğu yıl İstanbul'a yerleşen oyuncu, İstanbul
Şehir Tiyatroları'nda çalışmaya başladı. Aynı yıl rol
aldığı Yazlıkçılar ve Bizimkiler adlı TV dizileri ile
ilk TV deneyimlerini kazandı. İlk kez Ferzan Özpetek'in
Hamam adlı filmi ile sinema tecrübesi kazanan Başak
Köklükaya, sinema ve TV projeleri ile oyunculuk kariyerini
sürdürüyor.
Ödüller
2001 Festival International de Cinema-Illes Balears
(İspanya), En iyi kadın oyuncu ödülü (Üçüncü Sayfa )
2000 Orhan Arıburnu, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü (Üçüncü
Sayfa i)
2000 T.C. Kültür Bakanlığı 19. Uluslararası İstanbul
Film Festivali, En Başarılı Kadın Sanatçı Ödülü (Üçüncü
Sayfa )
2000 19. Uluslararası İstanbul Film Festivali, Eczacıbaşı
Vakfı, En iyi kadın oyuncu ödülü (Üçüncü Sayfa )
2000 Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği, En iyi kadın
oyuncu ödülü (Üçüncü Sayfa )
1999 Sinema Yazarları Derneği, En iyi kadın oyuncu ödülü
(Üçüncü Sayfa )
1999 36. Antalya Film Festivali, Altın Portakal, En
iyi kadın oyuncu ödülü (Üçüncü Sayfa )
1998 10. Ankara Uluslararası Film Festivali, Ulusal
Uzun Film Yarışması, Umut veren yeni kadın oyuncu ödülü
(Hamam )
Filmler
Mustafa Hakkında Herşey (2004)
Bir Tutam Baharat (2003)
İtiraf (2001)
Derviş (2000)
Üçüncü Sayfa (1999)
Harem Suare (1999)
Hamam (1996)
TV Dizileri
Uy Başuma Gelenler (2004 - Devam Ediyor)-Show TV
Sultan Makamı (2003 - 2004) - Kanal D
Esir Şehrin İnsanları (2003) - TRT 1
Aşk ve Gurur (2002) - Star TV
Bizimkiler (1995 - 2001) - Kanal D, Show TV
Koltuk Sevdası (2001) - TRT 1
Baykuşların Saltanatı (2000) - TRT 1
Yazlıkçılar (1995 - 1998) - TRT 1, Star TV
Yazar ve Yönetmen Tassos Boulmetis
Hakkında
Tassos Boulmetis 1957 yılında İstanbul'da doğdu. 1964
yılında Yunanistan'a yerleşen Boulmetis, Atina Üniversitesi'nde
fizik, Kaliforniya Üniversitesi'nde (UCLA) ise Film
Yapımı ve Yönetmenlik öğrenimi gördü. Buradaki öğrenimini
bir dönem çalıştığı Onassis Vakfı'nın bursuyla tamamladı.
Yunanistan'daki kariyerine ulusal televizyon kanallarında
yapımcılık ve yönetmenlik yaparak başladı. Ardından
"DREAM FACTORY" adlı filmin ortak yapımcılığını,
yönetmenliğini ve yazarlığını üstlendi. Film, Yunanistan'da
8 ödül aldı ve Houston Film Festivali'nde Altın Ödül'e
layık görüldü. Boulmetis 1988 yılından bu yana TV reklamlarında,
uluslararası projelerde çalıştı ve Özel Efektler ve
Elektronik Görüntüler üzerinde uzmanlaştı.
Son projesi olan "A Touch of Spice/Bir Tutam Baharat"ı
hem yazdı, hem yönetti, hem de ortak yapımcılığını gerçekleştirdi.
Bu proje, onun için, bir sevgi ürünü, çünkü ağırlıklı
olarak kendi hayatından gerçeklere dayanan bir hikayeyi
|