Dino Time / Benim Annem Bir Dinozor 3D

Benim Annem Bir Dinozor 7 Aralık'ta sinemalarda!

Ernie’nin bir kaçışa ihtiyacı vardır. Annesi Sue çok disiplinli bir kadındır. Küçük kız kardeşi Julia ise her fırsatta onu ispiyonlamaktadır. Zaten Ernie’nin başını belaya sokmadığı bir an bile yoktur!

Ernie ve en yakın arkadaşı Max’le birlikte, Dinazor Müzesi’ndeki güvenliği atlatarak çok gizli bir fosilin sergisine girmeyi başarır. Bu sırada Julia güvenlik alarmını çalıştırınca, bir grup beceriksiz güvenlik görevlisi peşlerine takılır. Ernie’nin roketli kaykayı onları paha biçilmez değerdeki dinozor fosillerinin bulunduğu yere götürür ve orada güvenlik görevlilerine yakalanırlar.

Bu olayın üstüne dışarı çıkması yasaklanan Ernie, Max’lerin evine kaçar. Max’in dahi babasının icat ettiği yumurta şeklinde bir mekanizma geliştirmiştir. Bu mekanizma her ne kadar defalarca denenip çalışmasa da, zamanda yolculuk yapmak amacıyla geliştirilmiştir.

Julia iki çocuğu yakalamak için aniden içeri daldığı sırada, peşi sıra bir kaos yaşanır ve zaman makinası çalışmaya başlar. Zaman makinasının kapıları bu üç çocuğun üzerine kapanmıştır!

Yolculuk bitip de makinanın kapıları tekrar açıldığında çocuklar kendilerini yemyeşil bir vadide, dinozorların arasında bulurlar.

YAPIMCILAR:
John Kafka, Yoon S. Choi

 

 

 

A Little Bit of Heaven / Bir Tutam Cennet

“BİR TUTAM CENNET” New Orleans’ta yaşayan uçuk kaçık bir genç kadının hiç beklemediği bir anda doktoruna aşık olmasını konu alan duygusal bir film…

2000 yapımı “Almost Famous – Şöhrete Bir Adım” filmiyle Oscar’a aday gösterilen Kate Hudson, Oscar ödüllü Kate Bates ve Woopi Goldberg’in de katılımıyla Gael Garcia Bernal ile kamera karşısına geçiyor. 

Marley Corbett (Kate Hudson) genç, güzel bir o kadar da uçuk kaçık bir reklamcıdır. En büyük korkusuysa büyük bir aşk yaşayarak kendini birine açmak ve bir ilişkinin sorumluluğunu almaktır. Hayata karşı alaycı bir tavır takınan, olayları pek de ciddiye almayan Marley’in yapacağı doktor ziyareti hem kendisi hem de doktoru (Gael Garcia Bernal) için yepyeni bir macera, bambaşka bir keşif olacaktır. 

 

Filmin fragmanı ve diğer fotoğraflarını indirmek için tıklayınız.

Türkiye vizyon tarihi: 9 Eylül 2011

 

THE FILM DEPARTMENT sunar bir DAVIS ENTERTAINMENT yapımı bir NICOLE KASSELL filmi

Oyuncular : Kate Hudson, Gail Garcia Bernal, Rosemarie Dewitt, Lucy Punch, Romany Malco, Treat Wiliams, Whoopi Goldberg, Kathy Bates
Kast : Jeanne McCarthy, Nicole Abellera
Kostüm Tasarımı : Ann Roth
Kurgu : Stephen A. Rotter
Yapım Tasarımı : Stuart Wurtzel
Görüntü Yönetmeni : Russell Carpenter, ASC
Ortak Yapımcı : Gren Wells Ian Watermeier
Yürütücü Yapımcı : Neil Sacker, Michael Goguen, Michael J. Witherill, Skot Bright. 
Yapımcı : John Davis, Adam Schroeder, Mark Gill, Robert Katz.
Senaryo : Gren Wells
Yönetmen : Nicole Kassell


Dağıtımcı : UIP

D YAPIM REKLAMCILIK VE DAĞITIM A.Ş.

Doğan TV Center, 34204 Bağcılar- İstanbul
Tel : 0212 413 59 49 Faks : 0212 413 59 99

http://www.dpro.com.tr

abasar@dpro.com.tr

 

“A Little Bit Of Heaven” ın senaryosunun yapımcı John Davis’e ulaşma hikayesi Hollywood için çok da sıradışı değil. Los Angeles Four Seasons Otel’de bir arkadaşını bekleyen Davis, yanında oturan bayanla sohbet etmeye başlar. Kadının bir senaryosu vardır, adam hikayeye bayılır… Devamında olacakları tahmin etmek çok da zor değil. Bu filmde sıradışı olan, bir kadının kendini keşfetmesi adına yaptığı yolculuk hikayesini, komedi ve duygusallığı bu kadar hassas ve itinalı bir şekilde harmanlanması aslında.

“A Little Bit Of Heaven” ölümle burun buruna gelmesine rağmen, hayata karşı takındığı neşeli tavırdan asla vazgeçmeyen güçlü bir karakterin hikayesi. “Marley, duygusal bir ilişkinin getireceği sorumluluktan uzak durmak için herşeye alaycı yaklaşıyor. Fakat ölebilme ihtimaliyle somut bir şekilde yüzleşince bir anda hayatın anlamını buluyor.” diyor Davis.

Filmin ilk başta büyük bir stüdyoda, pek çok oyucu ve yönetmen düşünülerek hazırlandı. Fakat Davis bu filmed komedi ve dram arasında çok hassas bir denge olduğunun başından beri farkındaydı. Bu yüzden alışılmışın dışında olan bu hikayeyi anlatabilecek daha farkı bir prodüksiyon anlayışının peşinden gitti ve Miramax ve Warner Bros yöneticileri Mark Gill ve Neil Sacker’ın kurduğu The Film Departmant ile çalışmaya karar verdi.

“Size yüksek sesli kahkahalar attıran, ardından ağlatan, ardından hışkırarak ağlatan bir senaryonun elinize gelmesi alışılmış bir şey değildir.” diyor Sacker. “İçi içine sığmayan bir kadın var karşımızda. Etrafında onu çok seven pek çok arkadaşı olan, çevresindeki insanların hayatına renk katan, hep ileriye bakan bir karakter. Geri kalan yaşamında sona yaklaştığını fark eden genç kadın, kendini herkese  nasıl yaşaması gerektiğini öğretirken bulur. Senaryoyu defalarca okudum. Her defasında hem güldüm hem de ağladım. Bu film, sahip olduğumuz kısacık zamanda hayatı en keyifli nasıl geçirebileceğimizi öğreten bir ders gibi.” 

Yönetmen ve başrol oyuncusu için arayışa giren yapımcılar, Kate Hudson ve yönetmen Nicole Kassell arasında harika bir uyum yakalayacaklarını hissetmişler. Eleştirmenlerce çok beğenilen “The Woodsman”daki performansıyla kendini kanıtlayan yönetmen Kassell özellikle komedi ve dram unsurlarını harmanlamadaki yeteneğiyle dikkatlerini çekmiş.

“Aldığı terfinin hemen ardından Marley’e kanser teşhisi konuyor. Burada beni vuran şey, başına gelen şeylerin onu nasıl etkilediği ve onu nasıl bir yola soktuğu. Senaryoyu okurken ayağım yerden kesildi sanki, sarsıldım. 

“Hikayeyi okuduğumda bayıldım ve çok uzun zamandır böyle bir filmin yapılmadığını fark ettim.” diyor Kate Hudson. “Senaryou okuduktan sonra yarım saat ağladım. Nicky ile tanıştığımda farkettim ki bu, hayatını olduğu gibi kabul etme cesaretini gösteren cesur insanları anlatan bir film. Nicky ile birlikte hem ağlatan hem güldüren hem de herkesin kendinden bir şey bulmasını sağlayacak bir film yapabileceğimizi hissettim. 

“Nicky senaryoyu ilk okuduğunda çok heyecanlandı.” diyor Gill. “The Woodsman’da da gördüğümüz gibi onun hikayedeki dramı en iyi şekilde perdeye aktaracağını biliyorduk. Burada önemli olan hikayedeki ana karakterin muzur ve eğlenceli tavrını da en iyi şekilde göstermekti ve Nicky bunun farkındaydı. Bu filmi, diğerlerinden ayıracak olan asıl özelliği buydu.”

“Filmde insanların olaylar ile aralarında bağ kurdukları sahneler olacak. Kendilerine çokyakın hissettikleri anlar yaşayacaklar. “diyor Hudson. Senaryoyu her okuduğumda veya bir sahnenin her çekimi sırasında bir öncekine göre daha fazla etkilendim. Karakterle o kadar dolu dolu çizilmiş ki, Marley’in serüveninin başında sonuna kadar onların başlarına gelenlerle nasıl baş ettiklerini öğreniyorsunuz.”

Hudson, Marley’in anne ve babasıyla olan mücadelesi de pek çok kişinin ilgisini çekecek, diyor. Marley’in baskıcı annesini Kathy Bates, vurdumduymaz babasını Treat Williams canlandırıyor. “Marley’in annesi Beverly tam bir tragedya kraliçesi.” diyor Bates. Bu karakterle kızı ve eski kocasıyla yediği bir yemek esnasında tanışacağız. “Ortada çözülmemiş sorunlar olduğunda birbirimizin zayıf noktalarına dokunmakta üstümüze olmaması çok eğlenceli.” diyor Williams. “Kathy’nin olayları spontan bir şekilde daha komik ve daha gerçek bir şekilde yansıtmayı başaran bir oyunculuk yeteneği var. Marley’in birbirinden nefret eden iki insan arasındaki çatışmanın ortasında kaldığı sahneyi Kathy’nin oynaması ve onun karşısında rol almak çok eğlenceli.”

“Beverly her şeye burnunu sokan bir karakter ve Marley hayatını annesinden uzak kalarak geçirmeye çalışıyor.” diyor Hudson. “Beverly hızla Marley’in hayatına tekrar girmeye çalışıyor. Kendisini affetmesi gereken tek ilişkisi bu belki de. Hayatlarını bir arada yürütmeleri o kadar zor ki. Her zaman orada olacağını bildiğiniz tek kişi annenizdir. Onunla büyük tartışmalar yaşamakta çok zorlanmazsınız çünkü hiçbir yere gitmeyeceğini hep bilirsiniz. Ve bir gün sizin çekip gideceğinizi söylemek o yüzden hiç de kolay değildir. Böyle bir ilişkiyi anlatabilmek için Kathy gibi harika bir oyuncu ile çalışmak inanılmaz!”

Doktor Julian Goldstein’a (Gael Garcia Berbal) gittiği ilk muayenelerde Marley probleminin ciddiyetini alaycılıkla göz ardı eder. Fakat Julian’ın hastalığının teşhisini koymasıyla, genç doktor onu hastalığının ciddiyetine hazırlamaya ve bu serüvende ona yoldaş olmaya başlar.” diyor Bernal. “Başlangıçta Julian, Marley’e göre çok düzgündür.  Daha önce birlikte olduğu adamlara hiç benzememektedir. Bu yüzden de onun hassas davranması için çok uygundur. Onun karşısında çırılçıplak kalmak zorundadır ve Julian buna hazırdır. Julian, Marley’i olduğu gibi kabul edecektir.” “Senaryoyu okuduğumda çok keyif aldım ve duygulandım. Ölümle yaşamdan keyif almak arasındaki nüansı şaşırtıcı bir şekilde yakalayan bir film bu. Geleceğin tehlike altında olduğu bir ortamda birbirlerine aşık oluyorlar. Bu belki de yaşanabilecek en saf aşk. Ellerindeki vaktin kıymetini an be an bilerek, gelecekten kaygı duymadan yaşanan bir aşk.  

Admission / Başvuru: Kabul

Portia Nathan (Fey) Princeton Üniversitesi’nde çalışmaktadır. Her sene yapılan 26.000 başvuru işinin çok yoğun olmasına ve bu durumdan bunalmasına sebep olmuştur.  İşi gereği görüşme yaptığı insan profilinden dolayı Portia, daha çocuksu aynı zamanda da tutucu bir yapıya sahiptir. Portia iş nedeniyle New Hampshire Lisesi’ne gittiğinde eski sınıf arkadaşı John Halsey (Rudd) ile karşılaşır. Portia’nın tam tersi olan John, farklı projelerde çalışıp tüm dünyayı gezmiş, Uganda’dan çocuk evlat edinmiş değişik bir yapıya sahip biridir.  Ancak Portia’yı bir sürpriz beklemektedir. Yıllar önce evlatlık verdiği Jeremiah, John’un en sevdiği öğrencilerinden birisidir.

 

YÖNETMEN: PAUL WEITZ (Little Fockers, About A Boy) 
OYUNCU: TINA FEY (Date Night, 30 Rock), PAUL RUDD (Knocked Up) 
FİRMA: FOCUS, ABD 2013

At Any Price / Ailem İçin

Ailem İçin / At Any Price 16 Ağustos'ta sinemalarda!

Modern tarımın rekabet dolu ortamında, Henry Whipple (Dennis Quaid; Any Given Sunday, The Day After Tomowrrow, Traffic) imparatorluğunu güçlendirirken oğlu Dean’in de (Zac Efron; High School Musical, The Lucky One) kendisine yardım etmesini ister; ancak Dean’in gelecek planları çok daha farklıdır. Profesyonel bir araba yarışçısı olmak tek hayalidir. Çiftlik hakkında soruşturma açıldığında baba-oğul kendilerini hiç beklemedikleri bir krizin içinde bulacaklardır. 

Whipple çiftliği, üç jenerasyondur Iowa’da bir numaralı çiftliktir. Henry Whipple, tarım imparatorluğunu büyütmekten başka bir şey düşünmüyorken, karısı Irene de (Kim Dickens; The Blind Side, Thank You for Smoking) rahat ve lüks bir çiftlik hayatı için gerekli ortamı yaratmaya çalışmaktadır. İki kardeş olan Grant (Patrick Stevens) ve Dean (Zac Efron) ise birbirlerinden çok farklıdırlar. Grant, eyalette tanınmış ve başarılı bir futbol oyuncusu ve babası tarafından hep desteklenen bir çocuk olarak büyütülmüşken; Dean araba yarışçısı olma hayalleriyle yaşamış ve hep ikinci plana atılarak büyütülmüştür. El üstünde tutulan Grant, dünyayı gezmek için evi terkettiğinde, Henry’nin hırslarıyla başa çıkmak için Dean tek başına kalmıştır. ARCA ve NASCAR gibi yarışlarda kendini göstermeyi planlayan Dean, çok geçmeden aile işini yapmak zorunda olduğu gerçeğiyle yüzleşecektir. 

Henry, tüm eyalette birinci olmak için çabalarken, rakip şirketlerden birinin sahibi Jim Johnson da (Clancy Brown; Shawshank Redemption) Henry’nin elinde olan bir bölgeyi satın alır. Bu olay Henry’nin kendisini küçük düşmüş hissetmesine sebep olur. Evlilik dışı ilişkisini olan Meredith (Heather Graham; Hangover 1, From Hell, Boogie Nights) onu avutmaya çalışır. 

Henry topraklarını genişletmek uğruna çalışırken, Dean bütün bunlardan uzak, ailesine karşı asi tavırlar sergileyen bir genç haline gelmiştir. Sevgilisi Cadence (Maika Monroe; The Bling Ring) ile takılıp, yarışlara hazırlanmaktadır. Dean katıldığı yarışı kazanır; ancak Jim Johnson’ın oğlu Brad Johnson’da (Ben Marte; Amarican Virgin, Dead Awake) rakiplerinden biridir ve yarışma sırasında Dean’le yaşadığı rekabet sonucu bir kaza geçirir. Bu son olay iki aile arasındaki gerginliği iyice arttırır. 

“Ailem İçin” hırs, rekabet ve komplo içinde bir ailenin birbirine kenetlenip, ayakta kalma çabasının anlatıldığı bir film… 

 

 

 







 

ATM

ATM SİNEMALARDA!

Gecenin ilerleyen saatlerinde ofislerindeki yılbaşı kutlamasından çıkan David Hargrove (Brian Geraghty – The Hurt Locker, The Cameleon) ve Emily Brandt (Alice Eve - Man In Black III, The Raven, She Is Out Of My League) hiç akıllarında yokken yavaş yavaş flört etmeye başlarlar. 

Dönüş yolunda arabada onlara eşlik eden iş arkadaşları Corey’nin (Josh Peck – Wild About Harry, What Goes Up) para çekmesi gerektiği için bir ATM’de dururlar.

Rutin hayatları içerisinde sürekli yaptıkları bu aktivite, gençler için korkunç ve umutsuz bir yaşam mücadelesine dönüşecektir. Kimliği belirsiz, yüzü dahi görünmeyen garip bir adam ATM’nin kapısında onları beklemekte ve dışarı çıkmalarına izin vermemektedir. Saatler ilerledikçe gece ayazı bastıracak, günün ağarmasını beklemek gittikçe zorlaşacaktır. Gençlerin hayatta kalabilmek için bu esrarengiz adamla kovalamaca oynamaktan başka seçenekleri yoktur.

Yönetmen: David Brooks

Senarist: Chris Sparling

Oyuncular: Alice Eve, Josh Peck ve Brian Geraghty

Closed Circuit / Kapalı Devre

Closed Circuit / Kapalı Devre 30 Ağustos'ta Sinemalarda!

Bir sabah Londra’da meydana gelen patlama sonrasında sadece bir terörist sağ kalmayı başarır. Terörist Farroukh Erdogan patlamanın hemen ardından yakalanır ve hapse atılır. Kendisine en ağır cezanın verilebilmesi için araştırmalar ve hazırlıklar başlamıştır. 

Teroristi yargılamak için, hükümetin elinde gizli bir kanıt vardır. Ancak bundan ne Erdogan ne de avukatları haberdardır. Başsavcı (Oscar ödüllü oyuncu Jim Broadbent; Cloud Atlas, Moulin Rouge, Harry Potter, Gangs of New York) bu özel dava için avukat ataması yapacaktır ve savunma avukatı Claudia Simmons’ı (Rebecca Hall; Vicky Christina Barcelano, Iron Man 3) bu göreve uygun görür. Bu özel görev için kurallar basittir; kanıt bir kez öğrenildikten sonra Claudia’nın kimseyle görüşmesine izni verilmeyecektir. 

Davadan bir gün önce Farroukh Erdogan’ın avukatı ölür ve yerine devletin atamış olduğu savunma avukatı Martin Rose (Eric Bana; Munich, Black Hawk Down, Hulk, Star Trek, Troy) getirilir. Martin inatçı, çalışkan ve zeki bir avukat olarak ün salmıştır ve aynı zamanda Claudia’nın eski sevgilisidir. İki avukat eski ilişkilerini işlerinin önüne geçmemesi için gizli tutmaya söz verirler. Ancak Martin dava üzerinde çalışmaya başladıkça, Claudia’yla aralarında yakınlaşma başlayacaktır ve bu durum ikisini de tehlikeye sürükleyecektir. 

Gerilim ve heyecan dolu Closed Circuit’te, uluslararası bir terör olayını aydınlatmaya çalışan ekipteki eski iki sevgilinin ilişkisini ve görevlerine olan bağlılıklarını bir kez daha test ediliyor. 



 

Disconnect / Sanal Hayatlar

Disconnect / Sanal Hayatlar 26 Temmuz 2013’te Sinemalarda!

Rich Boyd (Jason Bateman; Horrible Bosses, Up In The Air, Juno) elinden cep telefonunu düşürmeyen bir avukattır. Hayatında sadece işine yer vardır. bağımlı bir hayat sürmeye başlamıştır. Filmdeki bir başka karakterimiz, eşini kaybetmiş, tek çocuk babası bir polistir. Ergenlik dönemindeki oğluyla başa çıkmayan baba despot tavırlarıyla onun internet kullanımını sınırlandırmaktadır. Diğer taraftan hırslı bir kadın gazeteci, keşfettiği bir porno sitede çocuk yaştaki fahişelerin peşine düşmüştür. İş ilişkileri, sevgiyi ve ilgiyi yabancılarda bulma umudu, kopuk aile ilişkileri... Hepsinin birbirinden apayrı hayatlarında tek bir ortak noktaları vardır; gerçeklerden kaçmak için sığındıkları yalan dünyaları...

“Sanal Hayatlar” modern teknolojinin insanlar üzerindeki etkileri üstüne bir drama sunuyor. Filmde Jason Bateman dışında, Hope Davis (About Schmidt, Mildred Pierce-Tv Serial), Frank Grillo (Gangster Squad, The Grey), Paula Patton (Precious, Mission Impossible-Ghost Protocol), Micheal Nyqvist (The Girl With The Dragon Tattoo) gibi isimler de bir araya geliyor.





Fame / Şöhret

Oscar ödüllü, 1980 yapımı Alan Parker imzalı hit film “Fame”'in orijinalinin yeniden uyarlaması olan film dansçılar, şarkıcılar, oyuncular ve ressamlardan oluşan bir grup yetenekli gencin New YorSahne Sanatları Okulu'nda geçirdiği 4 seneyi anlatır. Adeta farklı ve yaratıcı bir güç santrali olan bu okul toplumun her kesiminden öğrencilere hayallerini gerçekleştirmegerçek ve uzun süreli bir şöhret yakalama şansı sunar. Sadece yetenek, kendini adama ve sıkı çalışma ile elde edilebilecek türden bir şans...

Herkesin zaman zaman kendinden şüphe duyup bezdiği inanılmaz rekabetçi bir ortamda, her öğrencinin tutkusu sınanacaktır. Kariyer hedeflerine ek olarak bir de lisede olan diğer her şeyle de uğraşmak zorunda kalacaklardır. Ödevlerle dolu karmaşık bir zaman, sıkı dostluklar, tomurcuklanan aşklar ve kendilerini keşfetme...



Filmin fragmanı ve diğer fotoğraflarını indirmek için tıklayınız.

 

METRO-GOLDWYN-MAYER PICTURES   LAKESHORE ENTERTAINMENT ve UNITED ARTISTS sunar

Bir LAKESHORE ENTERTAINMENT yapımı.

Oyuncular : Debbie Allen, Charles S. Dutton, Kelsey Grammer, Megan Mullalay, Bebe Neuwirth, Asher Book, Kristy Flores, Paul Lacono, Paul Macgill, Naturi Naughton, Kay Panabaker, Kherington Payne, Collins Pennié, Walter Perez, Anna Maria Pelez de Tagle
Kast : Debarah Aquila, CSA   Tricia Wood, CSA
Müzik :  TBD
Koreograf : Marguerite Derricks
Kostüm Tasarımcısı : Dayna Pink
Kurgu : Myron Kerstein
Yapım Tasarımcısı : Paul Eads
Görüntü Yönetmeni : Scott Kevan
Yürütücü Yapımcılar : Eric Reid, David Kern, Beth DePatie, Harley Tannebaum
Yapımcılar : Richard Wright, Mark Canton 
Yapımcı : Tom Rosenberg, Gary Lucchesi
Senaryo : Allison  Burnett / Christopher Gore tarafından yazılan sinema filmi “FAME”in senaryosu baz alınmıştır.
Yönetmen : Kevin Tancharoen

 

Dağıtımcı: PİNEMA

D YAPIM REKLAMCILIK VE DAĞITIM A.Ş.

Doğan TV Center, 34204 Bağcılar- İstanbul
Tel : 0212 413 59 61-79 Faks : 0212 413 59 99

http://www.dpro.com.tr

oakkilic@dpro.com.tr

memiroglu@dpro.com.tr

 

Film 25 milyon dolara mal oldu.

Oyuncuların hepsinin dans ve müzik geçmişi var. Kimileri filmlerde ve dizilerde de rol almışlar.

Dans ekibinde yer alan 30 kişi başvuran binlerce aday arasından titizlikle seçildi.

Oyunculardan Paul Iacono filmle ilgili şunları söylüyor : “Şimdiye kadar abartı ya da gerçekte olamayacak bir şey olduğunu hissettiğim bir sahneyle karşılaşmadım. Benim okulumda da ders aralarında kapılar açılır, ve kimileri parmak ucunda dönerek koridora çıkar, kimileri de sıraya girip konga dansı yapardı. Olabilecek en çılgın şeyler olurdu.”

Diğer bir oyuncu Asher Book ise şunları söylüyor : “Ben aslen Virginialıyım. Ama altı yıl New York'ta yaşadım ve ilk Fame'in çekildiği okulda okudum. Geri dönüp burayı tekrar görebildiğim için çok heyecanlıyım. Yedi yıldır buraya gelmemiştim. Çok eğlenceli olacak.”

Oyunculardan Collins Pennié ise şunları söylüyor : “Şimdiaynı koşullarda bulunan ama bugünde yaşayan yeni çocuklar var. Benim karakterim tamamen yeni. Ben Leroy'u oynamıyorum. İnsanlara sürekli bunu anlatmak zorunda kalıyorum!”

Filmde ünlü “Fame” şarkısını söyleyen Naturi Naughton'ın seçmelerden önce söyledikleri ise şu şekilde: “Hey, şimdi ona bakıyorsunuz! ' “Fame” şarkısını söyleme hakkını sen kazandın'! diyecekleri anı iple çekiyorum. Bu çok klasik. Çoktan pozitif enerjimi yaymaya başladım. Umarım bana bunu denemem için bir fırsat verirler. Lütfen!”

“Daha önce oynadığım Lil Kim ve bu rol birbirinin tam anlamıyla zıttı diyebilirim. Şunu söylemeliyim ki bu en heyecan verici ve muhteşem deneyim. Çünkü iki farklı tür rolü oynama fırsatı bulmuş olacağım. Bir nevi oyunculuğumun menzilini göstermiş olacağım.” 

Filmde şarkıcı ve oyuncu rollerinde oynayan Kay Panabaker film hakkında şunları söylüyor : “Kime sorarsanız karakterlerinde yıldızlık olduğunu söyleyeceklerdir. Ne olursa olsun, çağırma listesinde ilk sıradaydım, bu yüzden çoğu sahnede de bir numara olduğumu düşünüyorum. Ama ben size hiçbir şey söylemedim!”

“Yeniden yapımlarda eski versiyonundan daha iyi olacağını söylemenin başımı belaya sokabileceği kanısındayım. Biz daha iyi yapmıyoruz, sadece daha farklı yapıyoruz. Filmimiz orijinalinin temasını işliyor, ama biz yeni karakterler ve yeni olaylar dizisi yaratıp hikâyeyi biraz kendimize göre anlattık.”

Filmin bir diğer genç oyuncularından Anna Maria Perez de Tagle'nin filmle ilgili sözleri ise şu şekilde : “Bu benim ilk uzun metrajlı filmim ve bu filmin bir parçası olmaktan çok mutluyum. Filmde Joy, birinci ve ikinci yılında puanlı tozluklar, çizgili çoraplar, çılgın ayakkabılar ve renkli şeyler giyiyor. Saçında da üç farklı renk var.”

“Kevin süper bir yönetmen ve yaşı da oyuncuların çoğuyla yaşları yakın olduğu için onunla konuşmak çok rahat ve kolay. Ama aynı zamanda onun ne istediğiyle ilgili çok güçlü bir vizyonu var. Bunu siz de filmde görme fırsatı bulacaksınız zaten.”

Filmin yönetmeni 22 yaşındaki “dahi çocuk” Kevin Tancahoren son olarak filmle ilgili şunları söylüyor: "Çocukları oynaması için tanınmış oyuncuları kullanabilirdik. Ama biz lise öğrencileri hakkında bir film yapıyoruz, süperstarlar değil.”

“Biz soundtrackin hip hop remix’ini ya da ona benzer bir şey yapmıyoruz. Ama şarkıyı biraz daha günümüze uygun hale getireceğiz.”

Gallows Hill

Twilight Serisinden tanıdığımız PETER FACINELLI başrolde… 

Eşini kaybetmiş olmanın acısını çeken David Reynolds (Peter Facinelli) ailesini alıp, karısının memleketi Columbia’ya yolculuğa çıkar. Yolculuk sırasında bir araba kazası geçirirler ve kendilerine kalacak bir sığınak ararlar. Burada duvarında semboller olan hücreye kapatılmış Ana Maria (Julieta Salazar) adında bir kıza rastlarlar. Kızın maruz kaldığı muamele ile şoke olan David, kızı kurtarır. Ana’yı asırlar öncesinden gelen bir şeytani ruhun ele geçirdiğini fark ederler. İşin kötüsü, bu ruh, insandan insana geçebilmektedir. David’in yapması gereken, kendisini ve ailesini yok etmeden, bu ruhu sonsuza dek ortadan kaldırmak olacaktır.

YÖNETMEN: VICTOR GARCIA (Hell Raiser: Revelations, Mirrors 2) OYUNCU: PETER FACINELLI (Twilight Series, Scorpion King), SOPHIA MYLES (Outlander, Underworld), NATHALIA RAMOS (Bratz) FİRMA: IM Global, ABD 2013

 

Gamer / Oyuncu

Zihin kontrol teknolojisi”'nin tehlikeli bir gerçeklik haline geldiği yakın geleceği konu alan ve orijinal konusuyla dikkat çeken çarpıcı bir aksiyon gerilim filmi olan Gamer'ın konusu şöyle: Toplumdan uzak bir yaşam süren milyarder Ken Castle (Michael C. Hall) şimdiye kadar yapılanlar arasında en çok tartışma yaratmış olan oyun biçimini yaratmıştır: “Slayers”. Bu oyun milyonlara en derindeki arzularını ve fantezilerini tüm dünyanın gözü önünde sergileyebilme imkanı sağlayan ve olağanüstü popüler bir hale gelen çok-oyunculu bir online oyundur. Fakat oyun yeni ve korkunç bir boyut kazanmak üzeredir. İnsanlar insanları oynayacaktır...

Bu geniş ölçekli online oyunun merkezindeki 1 numaralı oyuncu ise “Slayers”'ın yıldız ve kült kahramanı Kable (300'den tanıdığımız Gerard Butler)'dır. Fakat Kable kendi başına değildir. Rock yıldızı statüsündeki genç oyuncu Simon Kable'ı kontrol etmekte ve her engele meydan okuyarak onu her hafta zaferden zafere koşturmaktadır. Ailesinden alınıp hapsedilen ve kendi iradesi dışında savaşmaya zorlanan günümüz gladyatörü, oyundan kaçabilmek için hayatta kalmak zorundadır. Kendi özgür iradesini ve kimliğini geri kazanması ve karısını, ailesini  ve insanlığı Castle'ın acımasız teknoloji spiralleri daha da kontrolden çıkmadan önce kurtarması gerekmektedir.


Filmin diğer fotoğraflarını indirmek için tıklayınız.

 

LIONSGATE ve LAKESHORE ENTERTAINMENT sunar

bir LAKESHORE ENTERTAINMENT / LIONSGATE yapımı

bir NEVELDINE / TAYLOR filmi

Oyuncular : Gerard Butler, Michael C. Hall, Amber Valetta, Logan Lerman, Terry Crews, Chris ‘Ludacris’ Bridges, Kyra Sedgwick

Kast : Mary Vernieu, CSA, J.C. Cantu
Müzik : Robert Williamson, Geoff Zanelli
Kostüm Tasarımcısı : Alix Friedberg
Kurgu : Peter Amundson, Fernando Villena
Yapım Tasarımcısı : Jerry Fleming
Görüntü Yönetmeni : Ekkehart Pollack
Yürütücü Yapımcı : Neveldine / Taylor, Eric Reid, David Scott Rubin, Michael Paseornek, James McQuaide
Yapımcı : Tom Rosenberg, Gary Lucchesi, Skip Williamson, Richard Wright
Senaryo : Neveldine &Taylor
Yönetmen :  Neveldine &Taylor

 

Dağıtımcı: PİNEMA

D YAPIM REKLAMCILIK VE DAĞITIM A.Ş.

Doğan TV Center, 34204 Bağcılar- İstanbul

Tel : 0212 413 59 61-79 Faks : 0212 413 59 99

http://www.dpro.com.tr

oakkilic@dpro.com.tr

 

Filmin yönetmenlerinden Mark Neveldine filmle ilgili şunları söylüyor:

'Arttırılmış Gerçeklik' oyunu olan “Slayers”, büyük çaplı çok-oyunculu bir savaş alanıdır. 'Toplum' uyuşturulmuş ve oyuna tapar hale gelmiş bir sosyal-network topluluğu haline gelmiş ve gerçek dünya oyunların dışında var olmaktadır.”

Her şey başka bir görüş ve his variyor, kendi görsel kuralları var. Renkten kamera hareketine, efektlere ve set tasarımına varıncaya kadar...”

Angie zor bir rol. Amber'ın kontrol altında tutmak zorunda olduğu bir acı var, ayrıca senaryonun onu içine soktuğu cinsellik içeren olaylar, duygular, keder ve bunun gibi şeyler. Ama o bunu çok iyi kıvırdı. Her gün bizi biraz daha şaşırttı. O inanılmazdı.”

Biz her zaman film dünyasından yeni teknolojiye doğru ilerlemek istedik. En başından beri ekibimizde HD olayıyla ilgilenen adamlarımız vardı. Bu kameraları sınırlarına kadar zorlamayı seviyoruz. Ne yapabileceklerini görmeyi seviyoruz. RED HD değil gerçi. O RED. Tamamen farklı bir format. O müthiş, çok güzel. Görüp göreceğiniz en ipeksi görüntü. Onu denedikten ve kameranın ne kadar sıkı ve havalı olduğunu gördükten sonra, RED'den başka bir seçeneğimiz olamazdı.”

Biz zaten aşina olduğumuz bir şeyi alıp daha fazla harcayarak, biraz daha şişirerek ve daha fazla efekt yaparak ve boğazınızdan sokarcasına pazarlayarak onu bir sonraki seviyeye taşımaya çalışmıyoruz. İzleyicilere tamamen yeni ve orijinal bir şey vermek istiyoruz, daha önce hiç görmedikleri bir şey.”

Filmin başrol oyuncusu Gerard Butler'ın film ve yönetmenlerle ilgili fikirleri şu şekilde:

'OYUNCU' Neveldine ve Taylor'ın hasta, ama dahi beyinlerinin bütün izlerini taşıyor.”

Gerçekten içten gelen ve doğal bir yetenekleri var, üzerinde bile düşünmeden bu tarz kavramlar yaratıyorlar. Ayrıca, harika karakterler yaratıp bunu tazelik, gençlik ve ilerici düşünmenin öğesi haline getiriyorlar. Çok yetenekliler.”

Risk almayı seviyorum ve yaptığım her projenin, ister yeni bir film çekimi olsun, ister arkasındaki duyguyla ya da hikayenin alışılmadık olmasıyla olsun insanları etkileyeceğini düşünmek istiyorum. 'OYUNCU' bütün bu gereksinimlerimi tatmin ediyor.”

Görüntüler muhteşem gözüküyor. Bu gerçekten daha önce hiç yapılmamış bir şey. Filmin sadece iki saniyesini görmelisiniz. Direk ''Vay, Bu ne böyle? Çok iyimiş.' diyeceksiniz. Film çok güzel oldu.”

Yeşil ekran teknolojisi kullandığımız '300 Spartalı'dan farklı olarak burada gerçekten çok sayıda farklı ortamda bulunduk. Büyük bir tren garındasınız, hapistesiniz, ya da 7.000 fit   yukarda bir maden ocağındasınız. Size cidden bu mahvolmuş gelecekteymişsiniz duygusunu veren bu inanılmaz mekanlardasınız. Yine de hala canlı hissediyorsunuz. Tam anlamıyla bugünün dünyası gibi, ama 20 yıl ileriki bir zamanda.”

Filmin diğer yönetmeni Brian Taylor'ın film ve oyuncular hakkındaki görüşleri ise şu şekilde:

“Bu gezegende geriye birkaç tane gerçek aksiyon filmi starı kaldı ve Gerard bunların içinde en iyisi. İnanılmaz bir fiziksel duruşu var ve aksiyonun gerçek ve hissedilir olması için ödevlerini yapmaya çok hevesli, “300 Spartalı”da da gördüğümüz gibi. Fakat, aynı zamanda performanslarında bir ruh ve insancıllık var ki bu da sizi derinden etkiliyor ve duygusal olarak filmin içine çekiyor.”

“Amber bizimle çalışmaya başlamadan önce cidden bu kadar iyi olabileceğini bilmiyorduk bence. Gerçekten harikaydı, o şimdi benim gözdem oldu.”

“Michael 'Castle'ı oynamak için ideal oyuncuydu. Bu, şu herkesin sürekli muhabbetini yapacağı performanslardan biri.”

“'Castle' esas olarak her şeyi kontrol etmeye çalışan biri. Her şeye el atmaya, herkesin istediği şekilde hareket etmesine ve tam olarak onun istediği şeyleri yapmasını sağlamaya çalışıyor. Bence hepimizin 'Castle' olabileceği bir dünyaya doğru ilerliyoruz.”

“Çektiğimiz her filmi farklı bir formatta çektik. Her zaman en son, en teknolojik şeyi bulmaya çalışıyoruz, bu RED kameralar gibi. Bu kameraların beta deneyini neredeyse sahasında yapıyoruz diyebilirim.”

“Geleceğimizin daha uygulanabilir, yaşanabilir, oturmuş görünmesini istedik, bir tuval üzerinde hayal edilen bir şey değil. Bu yüzden gerçek yerler kullandık, onları amaca uygun hale getirdik. Mesela işler durumda olan bir maden ocağını hapishaneye dönüştürdük. Sonuçta gerçekten içinde insanlar bulunabilecek bir yer görüntüsü veren bir yer elde ettik. Jerry bu konuda cidden dahi. ”

 

Hercules: The Legend Begins / Herkül: Efsane Başlıyor

Herkül: Efsane Başlıyor  

M.Ö. 1200’de Antik Yunan’da bir kraliçe, Kral’ın gaddar yönetiminin devrilmesi ve yoksulluk içindeki halkın barışa kavuşması vaadiyle Tanrı Zeus’un şehvetine yenik düşer ve sonrasında hamile kalır. Bu birliktelikle dünyaya gelen Herkül, kendi kaderinden ve gerçek kimliğinden bihaberdir. 

Onun hayatını adayacağı tek tutkusu, sevgilisi Girit Prensesi Hebe’dir. Fakat Hebe, Herkül’ün kardeşi ile evlendirilecektir. Yarı Tanrı Herkül, gerçek kimliğini ve asıl amacını öğrenince bir seçim yapmak zorunda kalır: Ya gerçek aşkını da alıp kaçacaktır ya da kaderinin gereğini yaşayıp, gerçek bir kahraman olacaktır.

 

Ides of March, The / Zirveye Giden Yol

Stephen Myers (Ryan Gosling), Vali Mike Morrisin (George Clooney) seçim kampanyalarında başkan yardımcısı olarak çalışmaktadır. Vali Morris Başkanlık seçimlerinde Demokrat Partiden adaylığını kazanma şansını zorlarken, Ohioda tam bir siyasi mücadele yaşanmaktadır. Rakip adayın kampanya başkanı (Paul Giamatti), Stephena onların ekibine katılmasını teklif eder. Stephen patronunu (Philip Seymour Hoffman) bu tekliften haberdar etme gafletinde bulunur. Stephenın bu usulsüz davranışı ortaya çıkarken, o da durumu lehine çevirebilmek için Vali Morrisin siyasi kariyerini tehlikeye sokacak kişisel bir sırrını açık etmek üzere harekete geçer.


FİLMİN KÜNYESİ :


Türkiye vizyon tarihi: 25 Kasım 2011

EXCLUSIVE MEDIA GROUP ve CROSS CREEK PICTURES sunar.

CRYSTAL CITY ENTERTAINMENT katkılarıyla bir SMOKEHOUSE/APPIAN WAY yapımı 

Oyuncular : Ryah Gosling, George Clooney, Philip Seymour Hoffman, Paul Giamatti, Marisa Tomei, Jeffrey Wright, Evan Rachel Wood
Kast : Ellen Chenoweth
Müzik Süpervizör : Linda Cohen
Müzik : Alexandre Desplat
Kostüm Tasarımı : Louise Frogley 
Kurgu : Stephen Mirrione, A.C.E.
Yapım Tasarımı : Sharon Seymour
Görüntü Yönetmeni : Phedon Papamichael, ASCYürütücü Yapımcı  : Leonardo DiCaprio, Stephen Pevner Nigel Sinclair Guy East Todd Thompson Nina Wolarsky Jennifer Killoran Barbara A. Hall 
Senaryo : George Clooney, Grant Heslow, Beau Willimon  (Beau Willimon'un "Farragut North" adlı oyunundan uyarlanmıştır.)
Yapımcı : Grant Heslov, George Clooney, Brian Oliver
Yönetmen : George Clooney

 

Ürünü satın almak için tıklayınız! (DVD)

Ürünü satın almak için tıklayınız (VCD)

 

Oscar ve Altın Küre adayı yönetmen-senarist George Clooney, bu sürükleyici ve heyecan dolu gerilimde günümüzün gözde oyuncularını bir araya topluyor. Oyuncu kadrosunun toplamda 13 Oscar adaylığı, 3 Oscar ödülü, 23 Altın Küre adaylığı ve 6 Altın Küre ödülü bulunmaktadır.

Keskin ve kıvrak bir zekayla yazılmış diyaloglarıyla, günümüz siyaset dünyasından ve güç savaşlarından yola çıkan The Ides Of March cinselliğin, tutkunun, sadakatin, ihanetin ve intikamın hikayesini etkileyici birşekilde aktarıyor.

Film, genç bir basın sözcüsünün arka planda dönen entrikalar, ondan daha tecrübeli rakiplerin tehlikeli manipülasyonları ve genç bir asistanın onu ayartmaya çalışması karşısında oyuna gelip gelmeyeceği konusu etrafında dönüyor.

Filmde George Clooney Demokrat Partiden Başkan adayı olan Vali Morrisi, Ryan Ghosling onun basın sözcüsünü, Philip Seymour Hoffman kampanya müdürünü, Paul Giamatti rakip adayın kampanya müdürünü, Marisa Tomei New York Times muhabirini, Evan Rachel Wood Vali Morrisin kampanya çalışmalarındaki asistanını, Jeffrey Wright önemli bir senatörü ve Max Minghella yine Vali Morrisin kampanya çalışanlarından birini canlandırıyor.

George Clooney “The Ides of March politik bir film olmaktan ziyade bir politik-gerilim aslında. Bana öyle geliyor ki bu iki tarafı da memnun edecek bir film. Eğer bir Denokratsanız filmin başını beğeneceksiniz, eğer Cumhuriyetçiyseniz filminin sonunu beğeneceksiniz. Hikayenin herkese hitap edecek bir çizgisi var. Bunu politik bir film olarak değerlendireceksek, bu spesifik bir gündemi konu alan bir yapım değil. Bu bizim için çok önemli. Film, idealist çalışan Stephen Meyersin (Ryan Gosling) motivasyonundaki değişimleri, inişleri-çıkışları anlatıyor aslında. Siyaset, bu hikayeye fon olarak hizmet ediyor.” diyor.

Hikayenin merkezi aslında 2004 yazına kadar uzanıyor. Beau Willimon, Howard Deanin seçim kampanyasında çalıştıktan sonra „Farragut North un ilk draftini yazar. Willimon şahit olduklarından edindiği tecrübelerle, başkanlık seçimlerinde kapalı kapılar ardında dönen entrikaları, ihanetleri kaleme alır. “Pek çok seçim kampanyasında çalıştım ve çok fazla insanla tanışma fırsatı yakaladım. Hikayede yarattığım karakterler, bu süreçte karşıma çıkan insanlardan aldığım malzemeleri karıştırdığım kurmaca kişilerdir. Fakat hikayede değindiğimolaylar, yapılan yasa ihlalleri, demokratik süreçteki manipülasyonlar, arka planda konuşulanlar, güç oyunları hepsi yaşanmış şeyler. Seçim sürecinde dönen oyunlar, başkan adayınızın seçilmesi için uymak zorunda kaldığınız “oyunun kuralları” gerçekten ürkütücü.”

Oyun, filme adapte edilirken pek çok değişiklik yapılmış. Vali Morrisin oyunda hiç gözükmemesine rağmen, hikaye anlatımına katkıda bulunması açısından filmde bir karakter olarak yer almış. Clooneyşöyle açıklıyor: “Stephenın inandığı, herkesin inandığı adayı su yüzüne çıkarmalıydık. İlk başlarda masum ve onurlu gözüken Vali Morrisin içlerinde bu konuda en zayıf karakter olduğu ortaya çıkacaktır.”

Clooney ve Heslow filmi 2008 yılında çekmeyi planlıyorlarmış. Fakat 2008 yılında Obamanın Başkan olarak seçilmesinin ardından, herkesin umutlu ve mutlu oluşu onları durdurmuşİnsanlar o dönemde siyasete ve insanlığa inanmayan bir film için fazla iyimser olduğu düşünülmüş. Geçen bir yılın herkesin yavaş yavaş inancını yitirmeye başlamasıyla filmi çekmeye başlamışlar.

“Filmin oyuncu kadrosu bir araya getirilirken pek de zorlanılmamış açıkçası. George Clooney ve Grant Heslov isimleri herkes için çok çekici. Onlar karakterleri yarattılar, her karakter için kafalarındaki ismi söylediler. Ve ismini telaffuz ettikleri bir kişi dahi teklifimizi reddetmedi. Onlar olmasa bu rüya kadro bir araya getirilemezdi. George Clooney gibi bir yönetmenle çalışmak bir yapımcının başına gelebilecek en harika şey. ” diyor Yapımcılar.

“Oyunculardan gelen pozitif dönüşler bizim için senaryoya inandıklarının bir kanıtı oldu. Proje, bizim çok uzun zamandır üzerinde çalışğımız bir iş, bebeğimiz gibi. Oyuncu kadrosunun bu kadar kusursuz oluşu bizim üzerimizdeki “iyi bir film yapma” sorumluluğunu daha da arttırdı.” diyor George Clooney.

Ryan Gosling ise bu projede bulunmasının esas sebebinin George Clooney olduğunu söylüyor. “Filmdeki karakterle Vali Morrise inandıkları için bir araya geliyorlar. Biz de George Clooneye inanadığımız için bu projede bir araya geldik. Onlar Morrisin kampanyasına inandılar, bizeler de Georgeun filmine inandık.”

George Clooney filmin asıl yükünü Ryan Goslingin taşıdığını söylüyor. “The Ides Of Marchın hikayesi Ryan Goslingi karakteri üzerine kurulu. Ryanın olmadığı bir sahne neredeyse yok. Filmin başında zeki, işini iyi yapan, oyunun lideri, herkesin istediği adamken; filmin sonunda esrar perdesi aralanıyor ve o işini daha da başarılı bir adam dönüşüyor. Kaybettiğşeyse ruhu oluyor.”

Ryan Gosling “The Ides Of March politik bir film fakat verdiği mesaj hiç de politik değil. Filmi anlamak, içine girebilmek için politikayla ilgili olmanıza hiç gerek yok. Peşinden gidilmesi gereken esas karakter... Film, kapalı kapılar ardında olanları görmenizi sağlıyor.

 

GEORGE CLOONEY'İ AŞMAK ZOR...

Yakışıklı kumarbaz, paranoyak asker, 
depresif pazarlamacı, obsesif bürokrat, hırslı futbolcu… Liste uzun mu uzun.

Her rolün adamı, her filmin aktörü, 
şimdi de başkan adayı. Elbette yine baş döndürüyor. Hem de her anlamda.

Clooney, senaryosundan yapımcılığına, 
yönetmenliğinden başrolüne her noktasında yer aldığı ‘Zirveye Giden Yol’ filmiyle kendi sınırlarını zorluyor.

OSCAR’A GİDEN YOL
Venedik ve Toronto film festivallerinde izleyici karşısına çıkan ‘Zirveye Giden Yol’ filminin, George Clooney’e yönetmen ve senarist olarak ikinci kez Oscar adaylığı getireceği tahmin ediliyor.

GÖRÜNÜR OLMAK
George Clooney’nin oynadığı Vali Morris, orijinal oyunda hiç görünmeyen bir karakter ama filmde hikâye anlatımına katkıda bulunması için ana karakterlerden biri olarak kurgulanmış.

Zirveye giden yol (The Ideas of March) nasıl ortaya çıktı? 
Film, beş yıllık bir süreçte tamamlandı. Senaryoyu ve yapımcılığını birlikte üstlendiğim Grant Heslov ile uzun zamandır üzerinde çalıştığımız bir projeydi. Aktör olarak iyi bir senaryo bulup, sahneye çıkmaya benzemiyor. Yazdığınız, finansmanı için uğraştığınız bir şey bu. Biz çalışırken, Başkan Obama seçimi kazandı. Herkes öylesine umut doluydu ki, filmi beklettik; çünkü eleştirel, alaycı bir tavır almak için iyi bir zaman değildi. Bu süreç bir yıl kadar devam etti. Sonra baktık ki, yeniden alaycı olabiliriz.

Peki, film nasıl tanımlıyorsunuz?
Dram ya da gerilim denebilir sanırım. Siyaset dünyasında geçiyor ama herhangi başka bir alana da kolaylıkla uyarlayabilirsiniz. Karakterler gerçekten söyledikleri gibi değiller. Menfaatleri çok yükseğe taşıdığı için, politikanın, karakterleri yerleştirmek açısından çok ilginç bir yer olduğunu hissettim.


Röportajın tamamı için tıklayınız... 

Killer Joe / Katil Joe

KATİL JOE, 9 KASIM'DA SİNEMALARDA!

Yaşamın bir bedeli var mıdır? 22 yaşındaki, ek iş olarak uyuşturucu satıcısı olan Chris Smith’in (Emile Hirsch: Into the Wild, Milk) karşı karşıya kaldığı bir soru bu. Elinde satmak için bulundurduğu uyuşturucu annesi tarafından çalınınca, en kısa zamanda 6.000 $ bulmak zorunda kalan aksi takdirde ölecek olan Chris Smith’in hikayesi...Hiç umudu kalmayan Chris, babası Ansel’in (Thomas Haden Church: Sideways, Spiderman 3) yardımını kabul eder ve birlikte plan yaparlar; Chris’in annesi hayat boyu sigortalıdır ve bu parayla borcu kapayabileceklerdir; ancak bunun için annenin ölmesi gerekmektedir. 

Bu noktada hikayeye dedektif Joe Cooper (Matthew McConaughey: The Lincoln lawyer, Failure To Lunch, How to Loose a Guy in 10 Days and A Time to Kill) dahil olur. Joe Cooper güneyli bir erkeğin tavrına sahip aynı zamanda da çok çekici olan bir kiralık katildir.Katil Joe, Chris’in annesini öldürecektir ama işiyle ilgili tek bir prensibi vardır: asla işini 25.000 $ nakit para almadan yapmamaktadır. Chris ve babası umutsuzluklarını anında avantaja dönüştürerek, Katil Joe ile bir anlaşma yaparlar. Katil Joe, parası gelinceye kadar Smith’in küçük kızkardeşi Dottie’yi (Juno Temple: Upcoming Dirty Girl, The Dark Knight Rises, The Three Musketeers) rehine olarak tutacaktır.Plan mükemmel ve basit bir şekilde hazırlanmıştır. 

Joe, Dottie ile zaman geçirmeye başladıktan sonra, delicesine aşık olur ve Dottie’nin de herkesin düşündüğü kadar saf bir güzel olmadığı ortaya çıkar. Sonuç olarak Joe ne pahasına olursa olsun Dottie ile birlikte olmayı kafaya koymuştur ve ilişki önüne geçilemez bir boyuta geldikçe Chris yaptığı anlaşmadan dolayı pişmanlık duymaya başlamıştır. Chris, Joe ile konuşmaya karar verir ve herşeyden vazgeçtiğini söyleyecektir; ancak herşey için çok geçtir. 

Joe, Chris’in annesini öldürmek üzere harekete geçecekken, Chris tüm bunları durdurmak ister; ancak Chris’in hesaba katmadığı birşey vardır. Kendisi kandırılmıştır. Annesinden sonra sigortadan yararlanabilecek tek kişi annesinin erkek kardeşidir.Joe parasını alıp Dottie ile hayatına devam etmek üzere geldiğinde, ortada para olmadığını anlayacaktır. Bu noktadan sonra Chris’in karşısında sinirli ve sosyopat bir kiralık katil vardır ve Chris bu işin içinden nasıl çıkcağını düşünmeye başlar. Son ise bütün ailenin birlikte olduğu bir yemekte, tek bir kurşunla noktalanacaktır. 

 

Yönetmen: William Friedkin 
Oyuncular: Matthew McConaughey, Emile Hirsch, Juno Temple, Thomas Haden Church

La French

70’ler Marsilya…

ABD’ye uyuşturucu ithal eden en büyük yer ve dünyada uyuşturucu trafiğinin en yoğun olduğu bölgelerden biri. Gerçek hikâyeden uyarlanan film, tüm zamanların en büyük uyuşturucu organizasyonunu ve bu şebekeyi ortadan kaldırmak için yapılanları gözler önüne seriyor. The Artist filmindeki başarısı ile son yıllarda adından sıkça söz ettiren usta oyuncu Jean Dujardin, bu kez şebekeyi ortadan kaldırmaya çalışan polis rolünde karşımıza çıkıyor. 

Türkiye hakları D Productions’a ait olan La French, 2015 yılında sinema severler ile buluşacak.

Largo Winch / Tehlikeli Miras

Karşınızda serseri milyarder Largo Winch! Kemerlerinizi sıkı bağlayın, sarsıcı bir yolculuk olacak...

Ünlü milyarder Nerio Winch yatının yakınlarında boğulmuş olarak bulunur. Dünya çapında 400,000 çalışanı olan W Group’un kurucusu ve en büyük hissedarı Nerio Winch’in ölümü şüphe uyandırır. Ünlü iş adamının ailesi yoktur. Bu nedenle mirasının kime kalacağı dolayısıyla Winch İmparatorluğu’nun başına kimin geçeceği yönetim kurulunun en kritik sorunu haline gelir. Daha şimdiden finans dünyasının saldırılarına maruz kalan şirketin patronu olmadan devamlılığını sağlamak çok zordur. Fakat henüz kimsenin Nerio’nun büyük sırrından haberi yoktur. Nerio 26 yıl önce Bosna’daki bir yetimhaneden bir erkek çocuk evlat edinmiştir. Bu çocuk, Largo, Adriyatik kıyılarında balıkçılık yapan bir aile tarafından gizlilik içinde yetiştirilmiştir. Largo Winch maceraperest, isyankar ve mücadeleci bir ruha sahip olmasının yanında uslanmaz bir kadın avcısı olmuştur. Genç adam masum olduğunu iddia etmesine rağmen uyuşturucu ticareti yaptığı gerekçesiyle Amazon’daki bir hapishanede tutulmaktadır. 26 yaşındaki Largo henüz haberi olmasa da global bir ticaret imparatorluğunun varisidir. 

Nerio’nun ölümü, Largo’nun hapse atılması. Ya tüm bunlar önceden planlandıysa?   

 

Filmin diğer fotoğraflarını indirmek için tıklayınız. 

Filmin fragmanını indirmek için tıklayınız.

Oyuncular : Tomer Sisley, Kristin Scott Thomas, Miki Manojlovic, Melanie Thierry, Gilbert Melki, Anne Consigny, Karel Roden, Steven Waddington, Rasha Bukvic, Nicolas Vaude, Bojana Panic
Senaryo – Uyarlama – Diyaloglar : Julien Rappeneau, Jerome Salle
Yapım : Nathalie Gastaldo
Orijinal Müzik : Alexandre Desplat

DUPUIS tarafından yayınlanan VAN HAMME ve FRANCQ imzalı “LARGO WINCH” çizgi romanından uyarlama.

Bir PAN EUROPEENNE WILD BUNCH  TF1 FILM PRODUCTIONS  CASA PRODUCTIONS ortak yapımı. 

ARANEO BELGIUM SA.  SOFICA VALOR 7  SGAM AI CINEMA işbirliğiyle CANAL+ ve CINECINEMA katılımıyla  BELÇİKA FEDERAL HÜKÜMETİ’NİN TAX-SHELTER,  PROCIREP ve ANGOA-AGICOA desteğiyle PAN EUROPEENNE  WILD BUNCH  dağıtımı  dünya hakları WILD BUNCH  

Yürütücü Yapımcı : Eric Zaouali
Görüntü Yönetmeni : Denis Rouden AFC
Dekor : Michel Barthelemy
Kostüm : Khadija Zeggai
Birinci Yönetmen Yardımcısı : Fanny Aubrespin Brieuc Wanderswalm
Kast : Gigi Akoka  
Kurgu : Richard Marizy  
Ses : François Morel, Jean-Paul Hurier, Pascal Villard
 

Dağıtımcı: PİNEMA

D YAPIM REKLAMCILIK VE DAĞITIM A.Ş.

Doğan TV Center, 34204 Bağcılar- İstanbul

Tel : 0212 413 59 61-79 Faks : 0212 413 59 99

http://www.dpro.com.tr

oakkilic@dpro.com.tr

naranci@dpro.com.tr

 

- Largo Winch, Jean Van Hamme tarafından yaratılan bir roman kahramanıdır.
- Hamme, Ten Ten’in baş çizeri Michel Greg sayesinde New York’a geldikten sonra Kasım 1973’de Largo Winch karakterini yarattı.
- Hamme proje üzerinde çalışırken Belçikalı bir halı tüccarının fidye için kaçırıldığı haberinden ilham aldı.
- Projeye ilham veren bir başka olay da çalışmalar sırasında birisinin ortaya para mutluluğu satın alamaz tarzı bir formül atmasıydı.
- Hamme daha sonra çizer Philippe Francq’la Largo Winch’i çizgi romana taşıdı.
- Çizgi roman 18 yıldır devam etmekte.
- Philip Francq’ın Largo karakterini çizmesi 3 ay sürdü. Önce Hamme’ın önerisi üzerine gözlüklü bir Largo taslağı çizdi fakat beğenilmedi.
- Yapımcılardan Nathalie Gastaldo’ya göre projenin güçlü yanlarından birisi hem büyük bir gösteri olması hem de çok daha kişisel bir şeyler sunma imkanı vermesi.
- Hamme projenin başından itibaren kendi hikayesine takılacağını ve yeterince objektif bakamayacağını hissettiği için senaryo aynı zamanda filmin yönetmeni olan Jerome Salle ve Julien Rappeneau tarafından bir yılda yazıldı. Hamme danışman olarak görevlendirildi.
- Çizgi romana genelde sadık kalınsa da sadece birkaç sahne bire bir alındı. Örneğin baştaki kurul toplantısı ve Largo’nun Hannah’nın cesedini buluşu.
- Hikayenin bir tarafı çok modern, küreselleşme ve tüm gücü ellerinde tutan büyük holdingler var. Ama bir diğer yanı kaderine karşı gelen bir kralın oğlunun ölümsüz hikayesi.
- Tomer Sisley (Largo Winch) rolüne 5 ayda hazırlandı. Neredeyse her gün hem vücut hem de dövüş sahnelerinin koreografisini çalıştı.
- Film Malta, Sicilya, Hong Kong ve Makau’da çekildi. Stüdyo çekimleri Fransa’da yapıldı.

Lilly The Witch 2 / Tatlı Cadı Lili

12 Temmuz 2013'te Sinemalarda!

Almanya’da 1.2 milyon kişiyle büyük gişe başarısı yakalayan Lili ve Sihirli Kitabı’nın devam filmi “TATLI CADI LİLİ: MANDOLAN’A YOLCULUK” geliyor!

İlk filmde süper güçleri olan bir cadıya dönüşüp dünyayı kötü büyücü Hieronymus’tan kurtaran sevimli cadı, serinin ikinci filminde kötülüklere karşı savaşmaya devam ediyor. Bu yeni bölümde Lili, Mandolan’a yolculuk yapıyor ve kralın yerine geçmeye çalışan Sadrazam Guliman’la mücadele ediyor. Guliman’ın kötü büyücüsü Abrash ise Lili’nin yolunu kesmek için onu kandırmaya çalışarak. Fakat herkesin unuttuğu şey var: bir cadıyı asla kandıramazsınız.  Bakalım Lili, kurnaz arkadaşı Musa ve beceriksiz ejderhası Hector ile Mandolan Krallığı’nı kötü büyücü Hieronymus’dan koruyabilecek mi?

 

Love, Wedding, Marriage / İyi Günde Kötü Günde

Evlilik danışmanı olan Ava’nın hayatı, hiç beklemediği bir anda anne ve babasının boşanma haberini alarak altüst olur. Kendi düğünün üzerinden çok az bir vakit geçmişken, henüz “cicim ayları”ndayken ve anne-babasının evliliklerinin 30. yılı şerefine bir davet vermek üzereyken yaşanan bu gelişme tüm planları mahvedecektir. Fakat Ava engel tanımayacaktır. Ne yapıp edip bu evliliği kurtaracaktır. Ava’nın çabaları başarıya ulaşmasını sağlayacak mıdır yoksa hem kariyeri hem de kendi evliliği tehlike altında mı kalacaktır?



Filmin fragramanı ve diğer fotoğraflarını indirmek için tıklayınız.

Türkiye vizyon tarihi: 22 Temmuz 2011


CHYDZIK MEDIA GROUP sunar
Bir MICHELLE CHYDZIK SOWA yapımı 
Bir VOODOO PICTURES yapımı 
SCION FILMS ve 120dB FILMS ortaklığıyla  

Oyuncular : Mandy Moore, Kellan Lutz, James Brolin, Jane Seymour, Jessica Szhor, Michael Weston, Marta Zmuda Trezebiatowska, Richard Reid, Christopher Lloyd
Kast : Nancy Nayor, CSA
Yürütücü Yapımcı : Joel Hatch
Müzik Süpervizörü : Andy Ross
Müzik : Blake Neely
Kostüm Tasarımı : Antoinette Messam
Kurgu : Heather Persons
Yapım Tasarımı : Carlos Menendez
Görüntü Yönetmeni : Ottar Gudnason
Ortak Yapımcı : Jenny Cadena
Uygulayıcı Yapımcı : Michael Arata, Jerry Daigle, Natalia Chydzik, Jeff Abberley, Julia Blackman, Stephen Hays, Peter Graham, Nathalie Marciano, Stefan Jacobs, Gary Raskin, Daniel March
Yapımcı : Michelle Chydzik Sowa
Senaryo : Caprice Crane, Anouska Chydzik Bryson
Yönetmen : Dermot Mulroney


Dağıtımcı : 
PİNEMA 

D YAPIM REKLAMCILIK VE DAĞITIM A.Ş

Doğan TV Center, 34204 Bağcılar- İstanbul 

Tel : 0212 413 59 49 Faks : 0212 413 59 99 

http://www.dpro.com.tr 

abasar@dpro.com.tr 

 

YÖNETMEN HAKKINDA

DERMOT MULRONEY
Dermot Mulroney pek çok dramda rol almış olmasına rağmen, büyük olasılıkla en çok Romantik Komedi yıldızı olarak tanınıyor. Diane Keaton, Sarah Jessica Parker, Luke Wilson ve Rachel McAdams ile The Family Stone; Debra Messing ve Amy Adams ile The Wedding Date; Julia Roberts ve Cameron Diaz ile My Best Friend Is Wedding bunlardan en tanınmış olanları...

Yakın zamanda Baltasar Kormakur’un yönetmenliğini yaptığı INHALE’de Diane Kruger ile kamera karşısına geçen Mulroney, bu kez LOVE, WEDDING, MARRIAGE’de yönetmen koltuğunda.

 

OYUNCULAR HAKKINDA

MANDY MOORE
Kariyerine genç yaşta şarkıcı olarak başlayan Mandy Moore’un oyunculuk alanında da şansı yaver gitti ve Hollywood’un tanınmış isimleriyle kamera karşısına geçme fırsatı buldu. The Princess Diaries’de Julie Andrews ve Anne Hathaway ile birlikte rol alan genç yıldız, Nicolas Sparks’ın kitabından uyarlanan A Walk To Remember ile MTV ödüllerinde “En İyi Çıkış Yapan Performans” ve Genç Hollywood Ödülleri’nde “Geleceğin Kadın Süper Starı” ödülünü aldı. Kariyerine kendini daha fazla ön plana çıkaracak projelerde boy göstererek devam eden Mandy Moore, 2004 yılında Mary-Louise Parker ve Macaulay Culkin ile Saved!’de; Diane Keaton ile Because I Said So’da ve Robin Williams ve John Krasinski ile License to Wed’de rol aldı. 2010 yılında Swinging With The Finkels projesinde Melissa George ile rol paylaşan genç yıldız, Disney’in yeni animasyonu Tangled’da Rapunzel’i seslendirdi.

 

KELLAN LUTZ
Twilight serisinde Edward Cullen’in vampir kardeşi Emmett rolüyle üne kavuşan Kellan Lutz, Hollywood’un en hızlı çıkış yapan oyuncusu... Sinema perdesinden önce Abercrombie & Fitch’in modelliğini yapan genç yıldız, pek çok TV dizisinde de rol aldı: Model Citizens, The Comeback ve 90210. Ayrıca Stick It (2006), Accepted (2006) ve Prom Night (2008) rol aldığı diğer film projeleridir. Gişe hasılatı açısından göze çarpan projesiyse A Nightmare on Elm Street oldu. 2011 yılında Kellan Lutz’u merakla beklenen fantastik drama Immortals’ta Poseidon karakteriyle Mickey Rourke ve John Hurt’le karşılıklı olarak ve aksiyon-gerilim türündeki Deathgames projesinde Samuel L. Jackson ile birlikte göreceğiz.


JAMES BROLIN
Televizyon ve sinema dünyasında neredeyse 40 yıllık bir geçmişe sahip olan James Brolin, ününe Robert Young’un genç ve yetenekli asistanı Doktor Steven Kiley’i canlandırdığı Marcus Welby ile kavuştu. Bu rolüyle Emmy Ödülleri’nde ve Altın Küreler’de “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” dalında ödüle layık görüldü. Ardından Rod Steiger ve Margot Kidder ile birlikte kült klasikler arasında yer alan The Amityville Horror’da ve ABC’de yayınlanan Aaron Spelling’in başarılı prime-time televizyon serisi Hotel’de başrol alarak yoluna devam etti.

James Brolin’in yakın dönem projelerine bakacak olursak Steven Soderberg’in 4 Oscar ödüllü filmi Traffic’inde Ralph Landry karakteriyle Benicio Del Toro ve Michael Douglas ile; Steven Spielberg’ün Catch Me If You Can’inde Leonardo Di Caprio ile; Joel Hopkins’in yönettiği Last Chance Harvey’de Emma Thompson ve Dustin Hoffman ile karşımıza çıkmaktadır.


JANE SEYMOUR
Jane Seymour’ın en dikkat çeken uluslararası projesi kuşkusuz 1973 yapımı Live And Let Die’daki Bond kızı rolüdür. Ardından pek çok TV dizisinde rol alarak ününe ün kattı: East of Eden (1981), War and Remembrance (1989) ve Onassis (1988). Onassis’teki performansı ile Emmy ödülüne layık görülen Jane Seymour bundan 4 yıl sonra, Dr. Quinn, Medicine Woman (1993 – 1998) dizisiyle kariyerindeki en başarılı performansı sergiledi. Bunların yanı sıra CBS’nin başarılı sitcom’u How I Met Your Mother’da, Fox’u hukuk-dram projesi Justice’te, Warner Bros’un uzun soluklu dizisi Smallville’de konuk oyuncu olarak yer aldı. Jane Seymour beyazperdeye dönüşü 2005 yılında Owen Wilson, Rachel McAdams ve Christopher Walken ile birlikte rol aldığı Wedding Crashers projesiyle oldu.

Margin Call / Oyunun Sonu

“Margin Call” 2008 finansal krizi henüz kendini göstermemişken, bir yatırım kuruluşundaki kilit oyuncuların etrafında geçen 24 saatlik süreci konu alan bir gerilim filmi... Daha işin başında bir analist olan Peter Sullivan (Zachary Quinto), şirketlerinin batma riski altında olduğunu kanıtlayacak bir bilgiyi su yüzüne çıkarır. Bu bilgiyi kullanarak şirketi batmaktan kurtarmak ve hatta yükselişe geçmesini sağlamak mümkündür. Fakat bu göründüğü kadar kolay olmayacaktır. Şirket yetkilileri kendilerini alınması gereken finansal ve ahlaki kararlar kaosunda bulur. “Margin Call” tarafların siyahla beyaz kadar birbirinden ayrıldığı konular karşısında insan unsurunu inceleyen heyecanlı bir yapım.

Konusu ve hikaye anlatımının yanısıra efsanevi oyuncu kadrosuyla da Margin Call dikkatleri üstüne çekiyor: Kevin Spacey, Paul Bettany, Jeremy Irons, Stanley Tucci, Simon Baker ve Demi Moore.

 

Filmin diğer fotoğraflarını indirmek için tıklayınız.

Filmin fragmanını indirmek için tıklayınız.

 

 

Ürünü satın almak için tıklayınız.  (DVD)

Ürünü satın almak için tıklayınız (VCD)

Türkiye vizyon tarihi: 18 Kasım 2011

 

MYRIAD PICTURES ve BENAROYA PICTURES sunar.
Bir BEFORE THE DOOR yapımı.
WASHINGTON SQUARE FILMS UNTITLED ENTERTAINMENT ve SAKONNET CAPITAL PARTNERS katkılarıyla 

Oyuncular : Kevin Spacey, Paul Bettany, Jeremy Irons, Zachary Quinto, Penn Badgley, Simon Baker, Mary McDonnell, Demi Moore, Stanley Tucci
Kast : Bernard Telsey, Tiffany Little Canfield
Yapım Tasarımı : John Paino
Kostüm Tasarımı : Caroline Duncan
Orijinal Müzik : Nathan Larson
Kurgu : Pete Beadreau
Görüntü Yönetmeni : Frank Demarco
Uygulayıcı Yapımcı : Susan Leber
Ortak Yapımcı : Anna Gerb
Yürütücü Yapımcılar : Cassian Elwas, Laura Rister, Josh Blum, Kirk D’amico, Randy Manis, Anthony Gudas, Michael Corso, Rose Ganguzza
Yapımcılar : Joe Jenckes, Robert Ogden Barnum, Corey Moosa, Michael Benaroya, Neal Dodson, Zachary Quinto
Senarist ve Yönetmen : JC Chandor

 

Dağıtımcı: UIP 

D YAPIM REKLAMCILIK VE DAĞITIM A.Ş

Doğan TV Center, 34204 Bağcılar- İstanbul 

Tel : 0212 413 59 49 Faks : 0212 413 59 99 

http://www.dpro.com.tr 

abasar@dpro.com.tr

 

Wall Street gökdeleninin üst katlarından bir avuç bankacı, tüccar ve analist gece boyunca Manhattan’ı izlemektedir. Aslında bir çağın bitiyor olduğu gerçeğine şahitlik etmektedirler. Sadece kendilerinin farkında olduğu bir gerçeğe... Güneş doğduğunda ve piyasalar açıldığında, tüm dünyanın ciddi bir ekonomik krizle birlikte yeni döneme girecektir. Geldişine an be an şahit oldukları bu krizin patlak vermesine sebep de olmuşlardır. Peki bu gerçeği bile bile bir insan nasıl olur da kendiyle yaşamaya devam edebilir?

2008 yılında tüm dünyada patlak veren finansal kriz, pek çok insana bu soruyu sordurdu. Bir insan nasıl olur da yaptığı hatanın sonucunda işini kaybetmekle kalmayıp milyonlarca insanın geçinememesine sebep olur ve bununla yüzleşebilir? J. C. Chandor, “Margin Call” ile bizleri daha önce bir filmin hiç götürmediği bir yere götürüyor: Wall Street’in en büyük şirketlerinden birinin kalbine, bir takım büyük adamların ve tüm dünyanın enkazında kalacağı bir felaketin eşiğine.

Margin Call, gelmekte olan felaketin akıllardai bir kuşkuyken, zamanla kapsamının ve büyüklüğünün farkına varılış sürecinin yaşandığı bir 24 saati anlatıyor. Son zil çaldığında, piyasalar kan gölüne döndüğünde kişisel ve finansal olarak nasıl bir enkazın altında kalınacağını anlatıyor. Asistandan şirket CEO’suna kadar, bir şirketten hiyerarşik kadrodaki her personelin en çok korktukların şeyin başlarına gelmesinin ve daha da kötüsü bunun olmasında onların da payının oluşunun hazin öyküsüdür anlatılan.

Margin Call, bitmez tükenmez finanasal krizlerin yaratıcı olan kadın veya erkeklerin aslında sıradan insanlardan başkaları olmadığı gerçeğini sinir bozucu bir şekilde gözler önüne seriyor. Bu insanlar tüm yeteneklerine, zekalarına ve inanılmaz maaşlarına rağmen dikkatsizlikleri, ileriyi göremeyişleri ve yersiz öncelikleriyle krize sebep olanlardır aslında. Wall Street ruhsuz veya cansız olabilir fakat içindeki güç savaşlarının bir parçası olan bireyler cansız değiller. İşte bu, Wall Street’teki ruhların ve aslında kendilerinin yarattığı hayatlarının en uzun ve karanlık akşamlarının hikayesidir.

Yaşanan finanasal krizlerin yeryüzündeki herkesi olumsuz yönde etkilediği, içinde hiç de abartı olmadan rahatça söylenebilir. İlk kez senaristlik ve yönetmenlik yapan J.C. Chandor son derece kişisel tecrübelerinden yola çıkarak yaptığı Margin Call için şunları söylüyor: “Bir çok insan hiciçinde bulunmamış olmama rağmen bu sektörle ilgili bu kadar çok temel bilgiye nereden sahip olduğumu merak ediyordur. Babam yaklaşık 40 sene Marrill Lynch için çalıştı. Bu da bu sektörün insanları hakkında bilgi sahibi olmamı ve daha da önemlisi onların aslında neyi ve kimi önemsediklerini farketmemi sağladı.”

Chandor senaryosunu geliştirirken babasından ve sektörün bir dolu eski çalışanından danışmanlık almış. Babası Jeffrey “Sanırım J.C. bu filmi yaparak benim yükseliş zamanlarında büyük çabalarla işe eleman aldığım, kriz dönemlerindeyse işten çıkardığım zamanlarımı telafi etmeye çalışıyor. Wall Street geleneksel olarak iş alanı gereği iyi yönetilmiyor. Çok iyi tüccarlar var, çok iyi yatırım uzmanları var, harika satış ekipleri var. Fakat bu işin ne zaman kar getireceğinin, ne zaman getirmeyeceğinin düzensiz oluşu onu çok zorlaştırıyor. Bu işi bu sektörde çok iyi yapan fazla şirket de yok ayrıca. J.C.’nin yeteneği bu noktada devreye giriyor. O tüm bu elementleri bir araya getirerek sokakta yürüyen herhangi bir adamın anlayacağı dilde bu işin aslında ne olduğunu anlatıyor. Bu konuda da çok başarılı.”

Filmin oyuncu ve yapımcılarından Zachary Quinto, Chandor’un kişisel bakış açısının senaryonun etkisinde ve çekiciliğinde büyü rol oynadığını düşünüyor. “J.C.’yi yeni tanıyor olmama rağmen bu hikayenin onun içinde geliyor olduğu çok açık. Birinin kişisel tecrübelerini bu kadar net bir şekilde sayfaya döküşünü izlemek gerçekten mükemmel ve böyle bir hikaye içindeki bir karakteri canlandırmak bir oyuncu için eşşsiz bir fırsat. Bazı karakterler onun gerçek yaşamından fırlamış gibi. Bu projede hepimizi yakalayan şey aslında. O tam olarak bu dünyanın içinden geliyor ve oyuncularla nasıl iletişim kurması gerektiğini çok iyi bildiği için de karakterlerin rakamlarla ve parayla olan ilişkilerini, içinden geçtikleri süreci birebir anlatabiliyor. Bu çok kıymetli ve ilham verici. ”

Chandor bu noktada şunu ekliyor: “Konuya olan mesafem çok ideal aslında. Bu insanları tanıyorum. Hem finans sektöründeki insanlara hem de dışındakilere yakın bir bakış açısıyla bakmaya çalıştım. Ne bankacıları destekleyen eski bir bankacı edasıyla yaklaştım hikayeye. Ne de onların da şeytan değil birer insan oldukları gerçeğini bir kenara bıraktım.”

Margin Call, Chandor ilk yönetmenlik ve senaristlik tecrübesi olduğu gibi, başroldeki Zachary Quinto’nun ilk yapımcılığı. Bu iki genç insanın böyle bir girişimde bulunmaları yaşça onlardan büyük ve sinema sektöründe deneyimli oyuncu kadrosunu çok etkilemiş. Bu genç insanların setteki enerjileri, yetenekleri ve neşeleriyle herkesin beğenisini toplamış.

Genç yapımcıların ve yönetmenin bu ilk projelerinde tüm yapımcıların hayallerini süsleyecek bir oyuncu kadrosuyla çalışş olmaları inanılmaz bir tecrübe olmuş. The Mentalist dizisiyle ekranlarda boy gösteren Simon Baker, şirketteki üst düzey yöneticilerden Jared Cohen’i canlandırıyor. “Bağımsız bir yapımda rol almak beni heyecanlandırmıştı. Ayrıca bu bağımsız bir proje olmasına rağmen, ekip çok organize çalıştı. Ayrıca bir araya getirilen oyuncu kadrosu, sınırsız bir bütçeniz dahi olsa kolay kolay oluşturulabilecek bir kadro değil.”

Marley

 
MARLEY 9 KASIM'DA VİZYON'DA!

 

 

 

Oculus / Göz

Yönetmen Mike Flanagan “Göz” filmiyle seyirciye yepyeni bir tarzda terör gösteriyor; anlam veremeyeceğimiz kadar korkutucu bir ayna… Bu muhteşem, antika ayna aslında sıradan kötü bir karakter değil. Aynanın nereden geldiği, ilk sahibinin yok oluşuyla tam bir sırra dönüşüyor. Zararsız gibi görünen yansıma, doğa üstü güçlerle, kendisine bakanın aklını ele geçirebiliyor. 

Aynanın son sahipleri olan Kaylie ve Tim, ailelerinin ölümleri üzerine ilişkilerini düzeltmeye çalışan iki kardeştir. Kaylie, yaşanan trajediye aynanın neden olduğunu düşünerek, bu olayı çözmeye karar verir. Kaylie olayları araştırmaya başladıkça, tarih kendini tekrarlayacaktır. Kardeşlerin ilişkileri daha da kötüleşir, neyin gerçek olduğunu anlayamaz bir hale gelirler; çünkü onlarda aynanın tutsağı haline gelmişlerdir. 

Yönetmen Flanagan’ın hikayesi aslında aynı ismi verdiği ve 2005 yılında çektiği kısa bir filmle başlamış. Filmin maliyeti 1500$ altındaymış ve sadece 4 günde çekilmiş. Filmin sonucundan o kadar etkilenmiş ki, aynı konu üzerinden uzun metraja geçiş tamamen bu fikir etrafında şekillenmiş. Bütçesi ve konusu itibariyle olumsuz etkiler bırakabileceği kısa film, festivallerde büyük bir başarı elde etmiş ve birçok ödül kazanmış. Bütün cesareti veren de bu sonuçlar olmuş tabii ki. 

Yönetmene göre; bu film tamamen korku filmi olmanın dışında derinliği olan yan hikayeleri de içinde barındırıyor. Flanagan; “Seyirci gerilim dolu dakikalar yaşarken aynı zaman da iki kardeşin de trajedisine tanıklık edecek” diyor. 

Geçmişle geleceği içinde barındıran hikaye de yapım ekimini zorlayan birçok konu olmuş. Psikolojik boyutun yoğun olduğu hikaye de aynadan yansıtılan bir dünyanın yaratılması için bir çok efekt kullanılmış. Farklı zamanların en doğru aktarılması için kostüm ve yapım tasarım ekibine büyük önem verilmiş. Zaman ve mekan geçişlerinin fazla olduğu filmde devamlılık en dikkat edilmesi gereken öğe olduğu için, ekibin zorlandığı sahneler olmuş. 

Film tamamlandıktan sonra yönetmene göre özenli çalışmalarının meyvesini vermiş. Ekip olarak hedefledikleri tek nokta ise; klasik korku filminden uzak durup, beklenmedik bir korku deneyimi yaratmak için çok çalışılması olmuş. 




 

KARREN GILLAN (Kaylie); İskoçya doğumlu olan oyuncu, küçük yaştan itibaren tiyatroya merak sarmış.16 yaşına geldiğinde oyunculuğu bir meslek haline getirmek için daha profesyonel bir çalışma ortamına girip yönetmen Scott Johnston’la eğitimine devam etmiş. Kariyerinin çok başında olmasına rağmen daha şimdiden İngiltere’de birçok film, dizi ve televizyon programında yer aldı ve adından övgüyle bahsettirmeyi başardı. 


BRENTON THWAITES (Tim); Avustralyalı aktör post prodüksiyon aşamasında ki 6 büyük bütçeli filmde yer alarak ilerleyen günlerde adından sıkça söz ettirecek gibi görünüyor. Farklı rollerin altından kolaylıkla kalkması genç oyuncuyu Hollywood’da kısa sürede büyük bir yetenek haline getirdi. Kariyerine Avustralya’da yayınlanan televizyon dizisi “Home and Away” ile başlayan oyuncu kısa sürede Avustralya’dan Hollywood’a geçiş yaptı. Oyuncunun beklenen filmleri arasında Angelina Jolie’ nin başrolde olduğu Walt Disney yapımı “Sleeping Beauty” ve Weinstein Company’nin yapımcılığını üstlendiği “The Giver” yer alıyor. 

 

Piranha 3DD

PIRANHA 3DD, 22 HAZİRAN'DA SİNEMALARDA!

 

Piranha 3DD’de Lake Victoria’yı teröre boğan Piranha’lar geri dönüyor… Fakat kurbanlar bu kez hiç beklemedikleri bir anda, hiç beklemedikleri bir yerde saldırıya uğrayacaklar: Aquapark’ta!

Piranha 3DD’de Christopher Lloyd (Back to The Future) garip kişilikli piranha uzmanı rolüyle yeniden karşımızda olacak. Önceki saldırıdan sağ kurtulan Paul Scheer (The League) ve Ving Rhames (Pulp Fiction) bu balık çılgınlığının içine geri dönecek. “Sahil Güvenlik” dizisindeki sıcak kumların yakışıklı yıldızı David Hasselhoff, Aquapark’ın açılışına katılmak üzere karşımıza çıkacak. Bu isimlerin yanı sıra Gary Busey (Lethal Weapon), Katrina Bowden (30 Rock), Danielle Panabaker (The Crazies), Matt Buch (Adventureland), Chris Zylka (The Amazing Spider-Man) ve David Koechner (Anchorman: The Legend of Ron Burgundy) de filmdeki diğer yıldızlar…

İki kat terör, iki kat aksiyon ve iki kat silikon için hazır olun!






Yönetmen: John Gulager

Senarist: Marcus Dunstan, Patrick Melton

Oyuncular: Danielle Panabaker, Ving Rhames, David Hasselhoff

Scream 4 / Çığlık 4

Scre4m’de kişisel gelişim kitapları yazarı olan Sidney Prescott (Neve Campbell), kitabının tanıtım turunun son durağı olarak Woodsboro’ya geri döner. Artık evli bir çift olan Şerif Dewey (David Arquette) ve Gale (Courteney Cox-Arquette) ile tekrar iletişime geçen Sidney, kuzeni Jill (Emma Roberts) ve teyzesi Kate’i (Mary McDonnell) de ziyaret eder.

Ne yazık ki Sidney’in yeniden ortaya çıkışı Hayalet Maske’nin de geri dönmesine sebep olur. Sidney, Gale, Dewey, Jill ile arkadaşları ve nihayetinde tüm kasaba artık tehlike altındadır. 

1990’larda yeni bir korku filmi akımının öncülüğünü yapan SCREAM - ÇIĞLIK serisinin yeni bölümünün senaryosu yine Kevin Williamson’a ait. Yönetmen koltuğunda da önceki üçlemenin usta yönetmeni Wes Craven oturuyor. Kasta eklenen çarpıcı isimlerse Kristen Bell ve Anna Paquin.

Oyuncular; Neve Campbell, Courteney Cox-Arquette, David Arquette, Emma Roberts, Hayden Panettiere, Rory Culkin, Anthony Anderson, Adam Brody, Mary McDonnell, Marley Shelton, Nico Tortorella, Marielle Jaffe, Kristen Bell, Anna Paquin, Lucy Hale, Shanae Grimes, Aimee Teegarden and Brittany Robertson.

 

Filmin fragmanı ve diğer fotoğraflarını indirmek için tıklayınız.

Türkiye vizyon tarihi: 15 Nisan 2011


DIMENSION FILMS sunar 

 

CORVUS CORAX ortaklığıyla
bir OUTERBANKS ENTERTAINMENT yapımı 
bir WES CRAVEN filmi “SCREAM 4”

Oyuncular : David Arquette, Neve Campbell, Courteney Cox, Emma Roberts, Hayden Panettiere, Hayden Panettiere, Anthony Anderson, Alison Brie, Adam Brody, Rory Culkin, Marielle Jaffe, Erik Knudsen, Mary McDonnell, Marley Shelton, Nico Tortorella
Kast : Avy Kaufman, Nancy Nayor, CSA
Kostüm Tasarımı : Debra McGuire
Müzik : Marco Beltrami
Müzik Süpervizörü : Liza Richardson
Ortak Yapımcı : Carly Feingold
Kurgu : Peter McNulty
Yapım Tasarımı : Adam Stockhausen
Görüntü Yönetmeni : Peter Deming A.S.C.
Yürütücü Yapımcı : Bob Weinstein, Harvey Weinstein, Ron Schmidt, Ehren Kruger, Matthew Stein, Cathy Konrad, Marianne Maddalena, 
Yapımcı : Kevin Williamson

IYA LABUNKA WES CRAVEN KEVIN WILLIAMSON’ın yarattığı karakterlere dayanmaktadır.

Senaryo : Kevin Williamson
Yönetmen : Wes Craven


Dağıtımcı: 
UIP

D YAPIM REKLAMCILIK VE DAĞITIM A.Ş.

Doğan TV Center, 34204 Bağcılar- İstanbul

Tel : 0212 413 59 61-79 Faks : 0212 413 59 99

http://www.dpro.com.tr

abasar@dpro.com.tr

 

 

Bundan 10 yıl önce en son Scream 3 – Çığlık 3’te karşımıza çıkan Hayalet Maskeli Katil geri dönüyor.  Serinin ilk üçlemesinin yönetmeni Wes Craven koltuğundaki yerini tekrar alıyor, senarist Kevin Williamson da ona eşlik ediyor. Geçen bu zamanda Kevin Williamson’ın The Vampire Diaries’e imza attığı takipçilerin dikkatinden kaçmamıştır.

Kastta büyük bir değişiklik olmasını istemeyen yapımcılar Neve Campbell, David Arquette ve Courteney Cox ile yeniden anlaştı.  Geçen zaman içinde karakterlerin hayatlarında değişiklikler ve gelişmeler olmuştur pek tabi ki. Sydney, kişisel gelişim yazarı olmuş, imza günleri için bir tura çıkmıştır. Gale ve Dewey artık evli bir çifttir.  Scream 4’ – Çığlık 4’ ün hikâyesi de bu üç ana karakter çevresinde belirlenecektir. Eklenen yeni genç karakterler hikâyeye renk katacak.

Amerika ve Türkiye vizyon tarihi 15 Nisan 2011 olarak belirlenen Scream 4 – Çığlık 4 filminin çekimleri korku filmleri ustası Wes Craven yönetiminde Haziran ayında Michigan’da başladı. 

Yapımcı Bob Weinstein uzun bir zamandır serinin devamını yapmak niyetindedir ve geçen 10 yılın yeterli bir ara olduğuna karar verirler.  Yapılan açıklamalara göre Scream 4 – Çığlık 4 ün peşi sıra iki film daha yapılarak ikinci üçleme de tamamlanacaktır.

Yönetmen Wes Craven ve yapımcı Bob Weinstein filmin sloganını “We decade. New Rules. – Yeni 10 yıl. Yeni kurallar.” olarak belirlemişler. Bunun sebebi filmi yapmaya karar verdiklerinde yola çıktıkları fikir. “Biz bir sinema akımı başlattık. Aynı akımı sürdüren toplamda üç tane film çektik. Aradan 10 yıl geçti. Sinema gelişti. Korku filmi türleri çeşitlendi. Her yıl pek çok filmin devam filmleri ya da remake’ leri yapılıyor, biz de yaptık. Fakat bu sefer hepsinden farklı yeni bir film yapma derdindeyiz. Akımın ana kuralları sabit kalacak ama bambaşka bir film izleyeceksiniz.” diyor Wes Craven.

Filmin hikâyesi, üç ana karakterin geçmişte yaşadıkları olaylar karşısında hayatlarını nasıl şekillendirdikleri üzerinde gelişiyor. Hayalet Maskeli Katil’in tekrar hayatlarına girmesiyle de olay örgüsü başlıyor.

 

Snitch / Muhbir

Muhbir / Snitch 14 Haziran'da sinemalarda!

“Fast Five”daki performansıyla yıldızlaşan Dwayne Johnson, bol takip sahneli yeni bir filmde karşımızda. İnşaat işiyle uğraşan bir baba oğlunun uyuşturucu bulundurmak suçundan tutuklandığı haberiyle şoka uğrar. Oğlu üniversiteyi kazanmış başarılı bir gençtir ve uyuşturucuya bulaşacak biri hiç değildir. Genç çocuk 20 yıl yer. Oğlunu hapisten kurtarmak için her yolu denemeye hazır olan baba, savcıyla gizli bir anlaşma yapar. Bölgede uyuşturucu ticareti yapan organizasyonun yakalanmasına yardım ederse oğlu serbest kalacaktır.

 






 TÜR: Aksiyon

OYUNCULAR:

Dwayne Johnson

YÖNETMEN:

Ric Roman Waughn

The American / Centilmen

Oscarlı* oyuncu George Clooney, ilk filmi “Control” ile haklı bir saygınlık kazanmış yönetmen Anton Corbijn’in ikinci filminde başrolde karşımıza çıkıyor.

Kiralık katiller arasında Jack (G. Clooney) yıllar içinde usta mertebesine yükselmiş, acımasızlığıyla tanınan biridir. İsveç’deki işi beklediğinden farklı bir şekilde sonuçlanır. Sıradaki işi onun son işi olacaktır. Her görevden sonra yaptığı gibi küçük bir İtalyan kasabasında kendine yarattığı “vaha”da inzivaya çekilir. Bu kasabada “ölüm”den bir süreliğine de olsa uzaklaşmaktadır. Kasabanın rahibi Peder Benedetto’yla (İtalyan sinema ve tiyatrosunun usta aktörü Paolo Bonacelli) bir dostluk kurar. Aynı sırada, kasabada tanıştığı Clara (Violante Placido) isimli genç kadınla da yakınlaşır. Yeni görevini ona Belçikalı bir kadın (Thekla Reuten) bildirecektir. Jack, Clara’yla başlayan ilişkisi yüzünden konsantrasyonunu kaybetmektedir ve bir tetikçi için en tehlikeli şey açık vermektir. 

*Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü. Syriana, 2006


Filmin fragmanı ve diğer fotoğraflarını indirmek için tıklayınız.

FOCUS FEATURES sunar
Sir THIS IS THAT/GREENLIT/SMOKEHOUSE yapımı
Bir ANTON CORBIJN filmi 

Oyuncular : George Clooney, Violante Placido, Thekla Reuten, Paolo Bonacelli
Kast : Beatrice Kruger
Kostüm Tasarımı : Suttirat Anne Larlarb
Müzik : Herbert Grönemeyer
Kurgu : Andrew Hulme
Yapım Tasarımı : Mark Digby
Görüntü Yönetmeni : Martin Ruhe
Uygulayıcı Yapımcı : Enzo Sisti
Yapımcılar : Anne Carey, Jill Green, Ann Wingate, Grant Heslov, George Clooney
Senaryo : Rowan Joffe / Martin Booth'un "A Very Private Gentleman' kitabından uyarlanmıştır.
Yönetmen : Anton Corbijn

 

Dağıtımcı: UIP

D YAPIM REKLAMCILIK VE DAĞITIM A.Ş.

Doğan TV Center, 34204 Bağcılar- İstanbul

Tel : 0212 413 59 61-79 Faks : 0212 413 59 99

http://www.dpro.com.tr

abasar@dpro.com.tr 

marketing@dpro.com.tr

 

- THE AMERICAN-CENTİLMEN Martin Booth imzalı “A Very Private Gentleman” adlı romandan sinemaya uyarlandı. Kitap Amerika’da Picador Yayınları tarafından, “The American” ismiyle tekrar basıldı.

- Film, George Clooney’nin geçen yıl rol aldığı “Up in the Air” ve “The Man Who Stare at Goats”un ardından 2010 tarihli tek filmi.

- Film, 1 Eylül tarihinde Focus Features dağıtımıyla ABD’de vizona giriyor.

- Anton Corbijn filmine başlarken müzik olarak aklında Ennio Morricone tarzı temalar varmış. Filmin müzikleri piyano ağırlıklı ve filmin tarzını çok güzel yansıtıyor.

- Filmin uyanlandığı kitaptaki karakter İngiliz ve olaylar kelebekleriyle ünlü Abruzzo’da geçiyor. İngiliz kiralık katil asıl mesleğini ele vermemek için kendini ressam olarak tanıtıyor ve sürekli kelebek resimleri yapıyor. Filmdeyse, öncelikle İngiliz karakter Amerikalı’ya dönüşüyor. Kelebek resimleriyse Jack’in (Clooney) vücudundaki dövmeye dönüşüyor.

- The American, İsveç ve İtalya’da çekildi. İtalya’nın Abruzzo bölgesinde Sulmona ve Castel del Monte kasabaları filmin ana mekanları. Roma filmin bir diğer mekanı. Filmin ayrıca bazı sahneleri İsveç’in başkenti Stockholm’de geçiyor. Filmin bir başka lokasyonu da yine İsveç’de bulunan Östersund.

Filmde Peder Benedetto rolünde karşımıza çıkan İtalyan sinema ve tiyatrosunun usta aktörü Paolo Bonacelli bir başka Amerikan filminde, Mission: Impossible III’de de din adamı rolünde yer almıştı.

- Filmde Belçikalı bir kadın tetikçi olarak karşımıza çıkan Thekla Reuten, Hollanda Sineması’nın genç yeteneklerinden. 1975 doğumlu Thekla, Oscar adayı olan “Two Sisters”’daki rolüyle dikkat çekti. 5 Avrupa dilini (Flemenkçe, İngilizce, İtalyanca, Almanca ve Fransızca) ana dili gibi konuşan Thekla, George Clooney’yle birlikte iyi bir ikili oluşturuyor. Genç yıldız, İngilizce’yi “Shark Tale: Gettin’ Fishy with it” adlı çizgi filmde seslendirme yapacak kalitede aksansız konuşuyor. 

The Canyons

Skandallar kraliçesi Lindsay Lohan ve Amerikalı porno yıldızı James Deen başrolde… 

Los Angeles’da geçen bu kara film, seks saplantısının ve hırsın ne kadar tehlikeli olabileceğini bizlere gösteriyor. 20’li yaşlardaki gençlerin, sonu dolandırıcılık, paranoya ve vahşetle biten öyküsü… Christian(James Deen) erotik filmlerin aranılan oyuncusudur. Sevgiilisi Tara da (Lindsay Lohan) kendisi gibi oyuncudur. ancak Tara’nın aklı eskiden ilişki yaşadığı başka bir aktördedir. Christian bunu farkettiğinde vahşi bir insana dönüşecektir. 

Yönetmen koltuğunda Martin Scorsese’nin unutulmaz filmleri “Taxi Driver” ve “Raging Bull”un senaristi Paul Schrader var.

Yönetmen: Paul Schrader (Taxi Driver Ve Raging Bull’un Senaristi)
Oyuncular: Lindsay Lohan (Scary Movie 5, Mean Girls), James Deen, Gus Van Sant
Firma: Voltage, 2013


 

The Crazies / Salgın

“The Crazies” Orta Batı’da sessiz, sakin bir kasabada yaşayan bir karı-kocanın, teker teker deliren arkadaşlarına ve yakınlarına karşı yaşam mücadelelerini konu alıyor.

Şehir sularına karışan ne olduğu belirsiz zehirli bir madde, kasaba sakinlerini psikopat katillere dönüştürmüştür. Bunu fark eden yetkililer, kasabayı karantinaya almaya karar verirler. Dışardan bakıldığında her şeyin kusursuz gözüktüğü kasabamız sakinlerinin, kontrollerini kaybederek birer caniye dönüşmeleriyle “Amerikan Rüyası” sona erer. Salgını önlemeye çalışan askeriye, kasabaya girişi ve çıkışı engelleyince, içeride “sağlıklı” kalanlarla gözü dönmüş katiller arasında bir kaos başlar. 

İçeride mahsur kalan Şerif David Dutton (Timothy Olyphant) ve hamile eşi Judy (Radha Mitchell); sağlık merkezindeki asistan Becca (Danielle Panabaker) ve Şerif’in sağ kolu Russell (Joe Anderson) bir zamanlar cennet gibi olan kasabalarını artık tanıyamamaktadır. Komşularına ve arkadaşlarına güvenemeyen, yetkililer tarafından terkedilmiş ve kendilerini salgından korumak için çabalayan bu dörtlü, yaşadıkları kabustan kurtulmak için güç birliği yapar.

FİLM HAKKINDA

1973 yapımı George A. Romero’nun korku klasiğinin yeniden uyarlaması olan “The Crazies” in yönetmeni Sahara’dan (2005) tanıdığımız Breck Eisner; senaristleriyse The Amityville Horror (2005) ve Texas Chainsaw Massacre’nın (2003) senaristi Scott Kosar ile Pulse (2006) ve Case 39’un senaristi Ray Wright.

Filmin yapımcıları Michael Aguilar (The Departed), Dean Georgaris (What Happens in Vegas) ve Rob Cowan (Righteous Kill). George A. Romero ise yürütücü yapımcılığı üstlenmiş..


Filmin diğer fotoğraflarını indirmek için tıklayınız. 

OVERTURE FILMS ve PARTICIPANT MEDIA sunar IMAGENATION’ın katkılarıyla

bir AGUILAR/GEORGARIS yapımı bir BRECK EISNER filmi

TIMOTHY OLYPHANT RADHA MITCHELL “THE CRAZIES”

JOE ANDERSON DANIELLE PANABAKER kast JOHN PAPSIDERA

müzik MARK ISHAM kostüm GEORGE L. LITTLE kurgu BILLY FOX, A.C.E.

yapım tasarımı ANDREW MENZIES görüntü yönetmeni MAXIME ALEXANDRE, A.I.C. yürütücü yapımcılar GEORGE A. ROMERO JEFF SKOLL JONATHAN KING yapımcılar MICHAEL AGUILAR DEAN GEORGARIS ROB COWAN

senaryo SCOTT KOSAR ve RAY WRIGHT yönetmen BRECK EISNER

 

Dağıtımcı: PİNEMA

D YAPIM REKLAMCILIK VE DAĞITIM A.Ş.

Doğan TV Center, 34204 Bağcılar- İstanbul

Tel:(212) 413 59 79 Faks:(212) 413 59 99

http://www.dpro.com.tr

abasar@dpro.com.tr

http://www.facebook.com/pages/THE-CRAZIESSALGIN/278421898496?ref=mf

  • Sıradışı korku filmi yönetmeni George A. Romero 1973 yılında dördüncü filmi olan “The Crazies” i çekti. Provokatif bir hikayeyi konu alan film, öldürücü bir virüsün esir aldığı kasabada yaşananları anlatıyordu. Breck Eisner’ın yeni versiyonundaysa, orijinaline göre daha dehşet verici bir atmosfer yaratılmaya çalışılmış ve deneysel biyolojik bir silahın yaratacağı salgına maruz kalanların yaratacağı vahşet ve beraberinde getireceği aksiyon ön plana çıkarılmış.
  • Yönetmen Eisner, filmin merkezini gerçeklik üzerine kurduklarını söylüyor. Gerçekte olabilecek bir olayı, sıradışı bir yoldan anlatmak istediklerini belirtiyor.
  • Yapımcı Rob Cowan, yeniden yaratılan “The Crazies”in küçük bir hikayeyi konu aldığını belirtiyor. “Senaryoyu okuduğumda, türündeki pek çok filmin izinden gidecek ve türün hayranlarını, hikâyeyi anlatım ve sunuş tarzı sayesinde etkileyecek bir film olacağınız düşündüm.”
  • Cowan, yönetmen Eisner’ın senaryoyu daha üst bir seviyeye taşıyacağını düşünmüş. “Breck, elindeki malzemeyi yükseltebilecek çok ilginç bir sinemacı. Senaryoya saygıyla yaklaştı ve filmi korkunç ve ürpertici kılabilecek eşsiz duyarlılığını ekledi.”
  • Senaristlerden Ray Wright, filmin orijinal versiyonunu, senaryonun ilk draft’i yazana kadar hiç izlememiş. “Projeye sıcak bakmamın sebebi, kuşatılmış küçük bir kasaba gibi ilgi çekici bir hikayesi olması… Ayrıca George Romero bir efsanedir, bu projede çalıştığım için kendimi çok ayrıcalıklı hissettim.”
  • Şerifin karısı ve kasabanın doktoru Judy karakterini canlandıran Radha Mitchell, filmi ilginç kılan yanını şöyle açıklıyor: “Bunun gibi filmlerde genellikle tehlike dışarıdan gelir. Burada ise hikaye herkesin birbirini tanıdığı bir kasabada geçiyor ve tehlike etrafınızdaki herhangi birinden gelebilir. Yakın olanı alıp yabancılaştırmak bence iyi bir taktik.”
  • Eisner “Bu filmde sevdiğim şeylerden biri de Amerika’nın göbeğinde geçiyor olması. Uçsuz bucaksız açık alanlar, kilometrelerce devam eden buğday ve mısır tarlaları, hiçbir şeyin olmadığı bitmek tükenmez platolar… Ağaç yok, ev yok, bina yok... Yolda yürürken 50 km ötede ne olduğunu görebilecek kadar büyük bir boşluk var ve başka opsiyonun da yok; saklanacak bir yer bulman imkansız!”
  • Yapımcılardan Brian Frankish, filme şok edici özelliğini sağlayan şeyin salgının yayılma hızı olduğunu söylüyor. “Virüs şehri 3 gün içinde darmaduman ediyor. Şerif David’in temiz ve sessiz bir kasabada yürüdüğü bir sahne görüyoruz. Birkaç gün sonra caddenin ortasına fırlatılmış bir televizyon, sökülmüş kablolar ve yanan arabalar görüyoruz. Salgın, orduyu ve kasabayı kontrol dışı bırakıyor. Sonuç, ne yazık ki Los Angeles’taki isyan ya da Katrina Kasırgası’ndaki gibi bir kargaşa.”
  • Başrol oyuncu Timothy Olyphant, daha önce Romero tarafından yazılan ve yeniden uyarlanan iki senaryonun da döneminde gerçekleşen olaylarla paralellik gösterdiğini söylüyor. “Tüm Romero filmlerinin ortak özelliği sadece korkutucu olmamalarıdır. Mutlaka içinde bulunduğumuz dönemle ilgili bağlantılar kurar, örneğin Vietnam Savaşı gibi. Ben bu konjonktürde de, insanların bir çeşit bölünme yaşadıkları bir savaşın içinde olduğunu düşünüyorum.” 
  • Yapımcılardan Rob Cowan, filmin eğlence sektörü içindeki duruşunu şöyle açıklıyor. “Biz büyük mesajları olan bir film yapmaya uğraşmadık. Film, içinde bulunduğumuz dönemi yansıtan öğeler içeriyor ve insanların güvenlikleri ve emniyetleri için hissettiklerine yer veriyor. Bu alt metin, senaryoyu daha çok sevmemi sağladı.”

The Joneses / Örnek Aile

Banliyödeki zengin ve özel sitelerde yeni birilerinin mahlleye taşınması her zaman ilgi çeker. Özellikle de taşınanlar Jones ailesi gibi bir aileyse! Steve ve Kate Jones mükemmel bir çifttir, çocukları Mick ve Jenn ise terbiyeli, yetenekli kısacası görünüşte ideal çocuklardır. Üstelik evlerini dolduran son moda eşyaları ve mükemmel dış görünümleriyle Jones ailesi adeta reklamlardan fırlamış gibidir… Ki aslında bunun şaşırtıcı bir yanı yoktur zira Jones ailesi gerçek bir aile değil Life Image isimli bir pazarlama şirketin çalışanlarıdır. Görevleri ise aile kılığında zengin mahallelere taşınarak müşterilerin ürünlerine “canlı reklam” yapmaktır… 

Böylece Jones’ların yeni reklam kampanyası başlar. Başta yan komşuları Larry ve Summer olmak üzere tüm mahalle Jones’larla “lüks yarışı” na girmekte gecikmez. Şirket de onlardan memnundur; eğer grubun en yeni üyesi Steve de satış rakamlarını yükseltebilirse şirketin en çok kâr getiren “ailelerinden” biri olacaklardır. Steve hem diğer “ekip arkadaşları” ile başa çıkmak hem de aslında patronu olan Kate’in de gözüne girebilmek için Larry ile ilgilenmeye başlar. Steve’i adeta takıntı haline getiren Larry sayesinde satış rakamları yükselir… Jones’ların büyük bir terfi alması işten bile görünmemektedir. 

Ancak gerçek hayat hiçbir zaman senaryodakine uygun gitmez. Ve Kate’in tüm çabalarına rağmen gerçek hayat Jones’ların mükemmel dünyasına da yavaş yavaş girmeye başlar. Oyuncuların gerçek kişilikleri ile Jones’ların kişilikleri arasında önüne geçilemez çelişkiler baş göstermiştir ve bu çelişkilerin gerçekten de beklenmedik sonuçları olacaktır…    


Filmin fragmanı ve diğer fotoğraflarını indirmek için tıklayınız.

FILMNATION ENTERTAINMENT ve VISTAAR RELIGARE sunar WSG ENTERTAINMENT ve PREMIER PICTURE işbirliğiyle bir ECHO LAKE ENTERTAINMENT  yapımı bir DERRICK BORTE filmi DAVID DUCHOVNY DEMI MOORE “THE JONESES” GARY COLE GLENN HEADLY BEN HOLLINGSWORTH AMBER HEARD ve LAUREN HUTTON ile kast PAM DIXON MICKELSON, C.S.A. müzik NICK URATA müzik süpervizörü SUSAN JACOBS kostüm tasarım RENEE EHRLICH KALFUS kurgu JANICE HAMPTON, A.C.E. yapım tasarım KRISTI ZEA görüntü yönetmeni YARON ORBACH hikâye RANDY DINZLER ortak yapımcılar SCOTT LOCHMUS JESSICA STAMEN yürütücü yapımcı SHEETAL V. TALMAR TOM LUSE DAVID ROGERS ADAM BETTERIDGE PAUL YOUNG PETER PRINCIPATO yapımcı KRISTI ZEA DERRICK BORTE ANDREW SPAULDING DOUG MANKOFF senarist ve yönetmen DERRICK BORTE

Filmin yazar, yönetmen ve yapımcısı Derrick Borte, THE JONESES ile ilk uzun metrajlı film denemesini yapmış. Aslen grafik tasarımcı olan Borte, reklam filmleri ve şirketlerin tanıtım filmlerini çekerek yönetmenliğe geçiş yapmış. THE JONESES’i yazarken aslında kendi geçmişinden ilham aldığını da şöyle anlatıyor :

“Uzun zaman reklam sektöründe çalıştım. Reklamcıların insanların akıllarına ürünleri sokmak için kullandıkları yöntemlerin çeşitliliğine her zaman hayran kalmışımdır. Mesela barlarda oturup belli bir marka sigara içmek için para alan mankenler olduğunu hepimiz duymuşuzdur. Ben reklamcıların aklımıza bir ürünü sokmak için ne kadar ileri gidebileceğini merak ediyordum. Bu yüzden de bir bara bir kız yerleştirmek yerine lüks bir eve bir aile yerleştirdim ve The Joneses doğdu.” 

Borte senaryoyu bitirmek için bir aile dostu olan ödüllü yapımcı, yapım tasarımcı, kostüm tasarımcı ve yönetmen olan Kristi Zea ile beraber çalışmış. Uzun uğraşlardan sonra biten senaryoyu meslekten birkaç kişiye göstermeye karar vermişler. Uyandırdığı ilgi Borte’tyi bile şaşırtmış: 

“Telefonlar resmen yağıyordu. Her gece ya müşterilerini pazarlamak isteyen menajerler ya da senaryoyu okuyup beğenen oyuncular arıyordu. İnanılmaz derecede hızlı yayıldı. Ve en büyük zorluk, bu filmi kiminle çekeceğimi bulmak oldu. Tıpkı Rubik küp bulmacası gibiydi; bir tarafına bakınca her şey yerine oturmuş gibi görünüyordu sonra başka bir tarafa bakınca aslında birçok sorun olduğunu görüyorduk. Sürece birçok kez baştan başladık, birçok kez tam oldu zannederken aslında olmadığını fark ettik ve ne olduğunu anlamadan çalışmaya başlamıştık.” 

Tabii ki bu arama sürecinde en önemli unsurlardan biri de başrol oyuncularının seçimi olmuş. Sonuçta Kate ve Steve Jones roller için Demi Moore ve David Duchovny ile anlaşan Borte, başrol oyuncuları arasında özel bir kimya olmasını istiyormuş. Ancak Demi Moore ve David Duchovny ile karşı karşıya geldiği anda aradığı çiftin onlar olduğunu hemen anlamış : 

“David ile birkaç sene önce tanışmıştım. Rol hakkında konuşmuştuk ve o da ilgilenmişti. Onu biraz yakından tanıma şansım olmuştu ve Demi ile tanışır tanışmaz aralarında bir elektrik olacağını anlamıştım. Üçümüz ilk kez oturup proje üzerinde çalışmaya başladığımızda inanılmazdı, uyumları mükemmeldi.”

 Ama tabii Jones ailesinin üyeleri bununla sınırlı değil; Jenn ve Mick rolleri de en azından Kate ve Steve Jones kadar önemliydi. Borte Jenn karakteri için denemelere başladığında, birkaç yıl önce tanıştığı Amber Heard’ın ismi zaten aklındaymış. Onun bu rol için uygun olacağını düşünen Borte, bu tahmininde yanılmadığını Heard ile yaptığı toplantıdan hemen sonra anlamış. Heard ise Jenn karakterini oldukça çekici bulmuş, sebebini ise şöyle izah ediyor:

“ Her zaman ilginç ve farklı yanları olan karakterleri seçmeye çalışırım. Ve Jenn karakterinde de gerçekten tuhaf bir şeyler var.” 

Heard’a göre Demi Moore ile çalışmak “ilham verici” imiş. Ünlü oyuncu ile sette büyük bir yakınlık kuran Heard’a göre Demi Moore, filmin ilerleyen safhalarında Jenn karakterini belirleyen bir takım kararları şekillendirmesine yardımcı olmuş. 

Mick Jones karakterini canlandıracak oyuncuyu bulmak ise pek o kadar kolay olmamış. Ekip 100 kadar oyuncuyu denemeden geçirmelerine rağmen bir türlü istedikleri gibi bir oyuncu bulamamışlar ta ki Kanadalı oyuncu Ben Hollingsworth’ün gönderdiği videoyu izleyene kadar. Ancak Ben’i bulmak sorunlarına çözüm olmamış. Yönetmen Derrick Borte anlatıyor : 

“ Ben onunla anlaşmak istiyordum ama ekip bana çekimlere bir hafta kaldığını ve Seth’in çalışma izninin hâlâ olmadığını yani bu işin olmasının zor olduğunu söyledi. Neyse ki doğru avukatları bulabildik ve durumu hallettiler. Sanırım çalışma iznini çekimlerden bir gün önce falan almıştı.” 

Ben Hollingsworth’ün ise karakteri Mick hakkındaki yorumları ise şöyle : 

“Bence Mick senaryonun etik merkezi. Bence bunun sebebi de bazı seçimler yapması ve insan doğasında olan gerçek sorunlarla, büyümekte olan birçok gencin karşılaştığı sorunlarla uğraşıyor olması.”

 Seth, ekip arkadaşlarından David Duchovny ile çok iyi anlaştığını da belirtiyor: 

“David harika biri. Oyunculara ve teknik ekibe şakalar yaparken ve beraber saçmalarken çok eğlendik. Bu herkesi tetikte tutuyordu.” 

Kast’ı seçtikten sonra diğer bir önemli unsur da çekimlerin yapılacağı mekanların seçimiydi. Yapımcı Kristi Zea hem bütçelerine hem de filmin tarzına uyan bir mekan bulmakta epey zorlanmış. Üstelik herhangi bir malikâne ya da sitenin de filme uygun olmayacağı düşünülüyormuş. Zea bunu şu şekilde açıklıyor: 

“İzleyicilerin ya istedikleri, ya oturmuş oldukları ya da oturmakta oldukları evler olarak bir bağ kurabilmemiz çok önemliydi ve sanırım Jones’ların evinde bunu başardık. Uygun olması için ulaşılmaz olmadığı mesajını verecek bir tasarım anlayışı izlemeliydik.”

Bahsi geçen mekan, Amerikanın Georgia eyaletinin Atlanta şehrinin banliyölerinde bulunmuş. Bulunan mekanlar ise bütün ekibi bir hayli şaşırtmış. Zea bu durumu şöyle açıklıyor: 

“Atlanta’ya gelip banliyölere ulaşınca yan yana birçok site görebilirsiniz. Biz de burada mekan aramaya başladığımızda bu evlerin her yerde olduğunu fark ettik. Bir buçuk, iki milyon dolar değerinde evler bazen yarım hektarlık bazen daha ufak bir alanda, ormandaki bir grup mantar gibi üst üsteydi.” 

Başrol oyuncusu David Duchovny ise şunu ekliyor : 

“ Çekim yaptığımız mahalle gerçekten harika. Bu mekanı bulanlardan çok etkilendim. Hayatımda böyle her şeyi hazır evlerle dolu bir mahalle görmemiştim.” 

Çekimler sırasında üzerinde durulan konulardan birisi de tüketim olmuş, çekimlerin başlamasından kısa bir süre sonra baş gösteren ekonomik kriz de bu durumun altını çizmiş. Zea, izleyicilerin şu anki ekonomik durumdan da dolayı filmde kendilerinden çok şey bulacağını düşündüğünü söylüyor ve şöyle devam ediyor : 

“ İçinde yaşadığımız toplum bir kredi toplumu ve inanılmaz derecede borç altında bir toplum. Şimdi o balon patladı ve sürekli borç para alamayacağımızı öğreniyoruz. İnsanların sürekli borç para almasının sebebi ise aslında ihtiyaçları olmayan şeylere ihtiyaçları olduğunu hissetmeleri ve bence filmin asıl mesajı da bu.” 

Başrol oyuncularından Demi Moore’un bu konu hakkındaki düşünceleri ise şöyle : 

“ İnsanlar yeni eşya seviyor ve sürekli içimizdeki ihtiyacı tatmin etmek için yeni şeyler arıyoruz ama bunlar bizi asla tatmin etmeyecek. Her zaman yeni bir şey arıyoruz çünkü bir şeyi elde ediyoruz ve bu hoşumuza gidiyor, bir süre beğeniyoruz ama sonra yeni bir şeye ihtiyaç duyuyoruz.” 

David Duchovny’e göre ise tüketim, sadece filmin değil 21. Yüzyıl Amerika’sının önemli bir teması. Duchovny şöyle devam ediyor: 

“Bu, hem bu ülkede hem bütün dünyada incelenmesi çok ilginç bir konu ve bu film de bunu çok zeki bir şekilde ele alıyor.” 

 

The Rebound / Aşkın Yaşı Yok

The Rebound, New York'ta geçen ve 24 yaşındaki bir adamla 40 yaşındaki seksi komşusu arasındaki engellenemez çekimi anlatan bir romantik komedi.

Sandy, 40 yaşına yeni basmış, 2 çocuk annesi güzel ve seksi bir kadındır. Sleepy Hollow yakınlarında bir banliyöde yaşamaktadır. Pasta yapmak, sandviç hazırlamak, çocukları okula bırakmak, fantezisi olan futbol ligini takip etmek gibi birçok işi aynı anda yürütme konusunda uzmanlaşmıştır.

Dışarıdan mükemmel bir dünya gibi gözüken hayatı kocasının onu aldattığını öğrenmesiyle darmadağın olur. Acı gerçekle yüzleşince 2 çocuğunu da alıp, bir iş bulmak ve yeni bir hayata başlamak üzere New York'a taşınır.

Orada tam olarak hayatının en kötü noktasında olan 24 yaşındaki üniversiteden yeni mezun olmuş, sempatik Aram Finkelstein'la tanışır. İki hafta önce evlendiği Fransız karısı tarafından terk edilmiş ve kendisiyle sadece yeşil kart almak için evlendiğini öğrenmiştir. Romantik ve iyimser bu genç, dünyaya olan inancını kaybetmemek için mücadele vermektedir.

Aram iki işte birden çalışmaktadır; biri Kadınlar Merkezi, biri de Sandy'nin kiraladığı evin altındaki kahve dükkanıdır. Hemen arkadaş olurlar. Sandy, “New York Spor Kanalı”nda işe alınınca Aram'dan çocuklarına bakıcılık yapmasını rica eder. O da bu teklifi kabul eder. Sonuçta bir kariyeri yoktur, çok az arkadaşı vardır ve aşırı ilgili ebeveynleriyle gereğinden fazla zaman geçirmektedir.

Sandy kariyerinde hızla yükselmektedir, bir terfi teklifi alır. En iyi arkadaşı da ona tekrar bir ilişkiye başlaması konusunda cesaret vermektedir. Fakat felaket bir randevudan sonra kendini artık birileriyle çıkma günlerinin bitmiş olduğuna inandırır.

Bu arada, Aram da hayatlarının büyük bir parçası olmaya başlamıştır. Onunla zaman geçirmek çok eğlencelidir ve çocukları onu sevmektedir. Çok çabuk bir şekilde aile gibi olmuşlardır ve birlikte olmaları için bir sürü engel olmasına rağmen birbirlerine aşık olurlar. Sandy ve Aram ilişkileri ile ilgili arkadaşlarından ve ailelerinden tepki görürler. İkisinin de ilişkilerinin kısa süreli bir eğlence mi yoksa sonsuza kadar sürecek bir aşk masalı mı olduğuna karar vermeleri gerekmektedir.

 

Filmin fragmanı ve diğer fotoğraflarını indirmek için tıklayınız.

Orijinal İsmi : The Rebound

bir PROCESS yapımı

bir BART FREUNDLICH filmi

CATHERINE ZETA JONES   JUSTIN BARTHA

kast DOUGLAS AIBEL müzik süpervizörü JIM BLACK 

kostüm tasarımı MELISSA TOTH müzik CLINT MANSELL

kurgu CHRISTOPHER TELLEFSEN, A.C.E. yapım tasarımı FORD WHEELER

görüntü yönetmeni JONATHAN FREEMAN ortak yapımcı LORI KEITH DOUGLAS

yürütücü yapımcı NEIL SACKER   MICHAEL GOGUEN

yapımcılar TIM PERELL   BART FREUNDLICH   MARK GILL   ROBERT KATZ

senarist ve yönetmen BART FREUNDLICH

 

Dağıtımcı: PİNEMA

D YAPIM REKLAMCILIK VE DAĞITIM A.Ş.

Doğan TV Center, 34204 Bağcılar- İstanbul

Tel:(212) 413 59 61-79 Faks:(212) 413 59 99

http://www.dpro.com.tr

http://www.facebook.com/pages/THE-REBOUNDASKIN-YASI-YOK/282932976467

abasar@dpro.com.tr

Filmin yönetmeni ve aynı zamanda senaristi BART FREUNDLICH, filmin senaryosunu bir önceki filmi “Trust The Man (2005, David Duchovny, Julianne Moore)”in bitimine yakın yazmaya başlamış.

“Yaptığım diğer filmlerden farklı olarak, bu sefer daha geleneksel ve sıcakkanlı bir yol denemek istedim. İşe ilk olarak yazar Alan Schroyin'den esinlendiğim Aram Finkelstein (Justin Bartha) ismini kullanarak başladım. Bu harika bir New York’lu Yahudi ismi. Karakterlerden birine onun ismini vermeliydim.”

“Aslında olay, Fransız karısı tarafından terk edilen bir adamın hikayesi olarak başlamıştı. Ama kısa zaman sonra berbat bir şekilde haksızlığa uğramış ve en sonunda birbirini bulmuş iki insanın, Aram ve Sandy'nin (Catherine Zeta Jones) paralel hikayeleri olarak gelişti.”

“Film ayrıca hayatınızdaki ilişkilerin önemini teyit eder nitelikte. Ne kadar zarar görmüş olsanız da ya da ne kadar sizin için bir geleceğin olmadığını düşünseniz de, her zaman bir çıkış vardır. Çoğu zaman bu geçmişe bir sünger çekmek ve yeni şeylerin gerçekleşmesine izin vermek gerekir.”

“Aralarındaki yaş farkı bile gerçekten başlı başına ikinci bir hikaye. Ama film daha çok iki zarar görmüş insanın ilişki kurmaya çalışmaları ve buna komik bir bakış açısıyla yaklaşmalarına odaklanıyor.”

“Bu karakterler birçok insanın ilişkilerinde yaşadığı acıyı yaşıyor. Tekrar birbirlerine dönebilmek için uzun bir süreliğine ayrı kalmaları ve geçmişi gerçek anlamda geride bırakmaları gerektiğini biliyorlar.”

“Benim filmle ilgili umudum, insanların onu izlediklerinde içinden kendilerine gerçek anlamda bir şeyler çıkarmaları ve film boyunca sürekli gülmeleri.”

“Önce bir romantik komedideki meşhur giriş... Kimin kim olduğu ile ilgili çabuk ve kolay belirtiler içeren bir özet niteliğinde.

Sandy mükemmel anne, Aram karısı tarafından terk edilen kayıp yeni üniversite mezunu. Aram şehirde, Sandy taşrada yaşıyor. Amaç yavaşça gerçek ayrıntılara girmek ve bu insanların gerçek olmalarını sağlamak, ki böylece izleyici onlarla arasında bağ kurabilsin. Umudum filmin sonunda izleyicinin onların ilişkilerine gerçekten inanması ve bu ilişkideki komedi yoluyla onlar için kaygılanmaları.”

“Film sadece biriyle ikinci şansı yakalamakla ilgili değil, aynı zamanda var olmak, kendine karşı dürüst olmaya devam etmek, dünyaya güvenmek için bir yol bulmakla ilgili. Aram, tam bir iyimser ve romantik… Dünyada iyiliğin var olduğuna ve küçük anların önemine kalpten inanıyor. Onun felsefesi şu: Hayat bir şekilde etkileşim içinde olduğun, her gün sürekli gördüğün insanlarla ilgili; rakibini geçmek, yeni bir iş bulmak ya da terfi olmakla değil.”

“Catherine'le ilgili en iyi şey onun herkesin birlikte çalışmak isteyeceği biri olması. Bu yüzden normalde herhangi bir destekte bulunmayacak insanları bile çekmek çok kolay oldu. Ayrıca bu bana büyük uluslararası gişeleri olan oyuncular için kaygılanmak yerine ilginç oyuncular arama imkânını da verdi.”

“Filmi New York'ta, benim evimin olduğu bölgedeki üç blok arasında çektik. Bu hem güvenilirlik, hem de bildiğiniz bir yerin çekimini yapmanız açısından yapılmış bir tercihti. Bu şehir her an filmini yapabileceğiniz çok fazla konu üretiyor ve burada çok sayıda farklı karakterde insan var. Sandy'nin çalıştığı yer gibi iş merkezlerinin yoğun olduğu yerler seçmek bana değersiz geldi ve Aram'la tanıştıkları batı yakası benim aşina olduğum bir yerdi. Bir film yapımcısı için çekim yapılacak yeri bilmesi ve o yere aşina olması önemlidir. New York'ta yetişmiş biri olarak benim için burası tam da filmlerimi çekmek istediğim yer.”

  • Filmin yapımcısı TIM PERELL'ın (Trust The Man, Last Chance Harvey) film hakkındaki düşünceleri ise şu şekilde:

“Bart'ın bir sonraki filminde eskisi gibi yoğun bir şekilde karanlık ve zorlayıcı bir şey yazacağını düşünmüştüm. Bu yüzden  “Trust the Man”den bile daha uzakta bir tür olan bir komedi yazmasına çok şaşırdım.”

“Bart, mizah duygusu çok gelişmiş bir adam. Senaryoyu ilk okuduğumda oldukça komik bulmuştum, ama aynı zamanda inanılmaz sıcak, insani bir tarafı da vardı. İlk sahnelerin bazılarında katılarak gülmüştüm ve hala şimdi bile izlediğimde ilk izlemişim gibi kahkaha atıyorum.”

“The Film Department senaryoyu Cuma günü aldı ve Pazartesi sabahı bize teklifle geldi. Bu bize onların filmle ilgili ne kadar coşkulu ve destekçi olduklarını göstermiş oldu.”

 “Aram rolünde kimin oynaması gerektiği ile ilgili kesin bir fikrimiz yoktu ve sürekli o kişiyi bulmayı dört gözle bekliyorduk. Justin (Bartha) senaryo taslağını ilk okuduğunda bize telefon edip, senaryonun geri kalanını kendisinin yazma seçeneği olup olmadığını bile sordu. Rol ve senaryo için her zaman inanılmaz bir tutkusu vardı ve bu bizi çok heyecanlandırıyordu.

“Doğru insanın kim olacağı hakkında tam bir fikrimiz olmadığından, Justin'in doğru tercih olduğundan emin olmak için çok sayıda insanı denememiz gerekti.”

“Talihsizler diyemem ama seyircinin onlara inanmasını sağlamak için kesinlikle çok yol almaları gerekiyor. Ekranda, aralarındaki ilişki gerçekten doğal bir şekilde gerçekleşti ve bence bu en çok Catherine ve Justin arasındaki kimyadan kaynaklanıyordu.”

  • Filmin başrol oyuncularından CATHERINE ZETA-JONES da filmle ilgili düşüncelerini şu şekilde dile getiriyor:

“Matrak, tuhaf bir komedide oynamak istiyordum ve “The Rebound” aradığım bütün öğelere sahipti.”

“Bence filmle ilgili cazip ve evrensel olan, boşanma ve ayrılıkların sadece kadınların başına gelmediğini ya da sadece onların üzülüp acı çekmediğini işlemesi. “The Rebound” bu olayların ve duyguların erkeklerin de başına geldiğini gösteriyor. Ayrıca senaryonun ilişkilere yaklaşımını da çok beğeniyorum. Ayrıldıkları zaman insanlar hiçbir şekilde aşkı tekrar bulma umutlarının olmadığını düşünürler, ama bulabilirsiniz.”

Evlendiğiniz zaman hayatınızın sonsuza kadar tamamlanmış olduğunu düşünürsünüz, sonra boşanırsınız ve bir şeylere tekrar başlamanız gerekir, bir nevi tekrar piyasaya çıkarsınız. Bir noktadan sonra hayatınız tepetaklak olduğunda başınıza gelen bu olaylara gülüp geçersiniz. “The Rebound” bizim bunu görmemizi sağlıyor.”

“Filmin başında Sandy'nin hayatı gerçekte tam da kocası Frank'in hayatı. Ama filmin sonunda, yine onunla tanışmadan önceki kadın olmayı başarıyor. Bir daha eskisi gibi çekici, seksi ve eğlenceli olamayacağını düşünürken, zaman içinde hayatının yine çiçek açış yolculuğunu insanlara göstermek istedim. Filmin sonunda, şık giysiler ve inciler arasında ezilmiş gençliğine yeniden kavuşur ve tekrar hayatın tadını çıkarmaya başlar.”

“ ‘The Rebound’ baskın bir şekilde New York eseri ve insanlar direk size filmi başka bir şehirde çekebileceklerini söylerler. Çünkü bu daha ucuzdur ve mesela Toronto'nun New York gibi görünmesini sağlarsınız. Ama hakikat başkadır. O şekilde şehrin özünü ve enerjisini elde edemezsiniz. Bu yüzden filmi burada çektiğimiz için cidden memnunum.”

  • Filmin bir diğer başrol oyuncusu JUSTIN BARTHA ise filmle ilgili şunları söylüyor:

“Bence Bart son derece yetenekli bir yazar. Senaryoyu okudum ve okuduğum en iyi senaryolardan biriydi. Çok içten ve cidden çok komik, aynen Bart'ın kendisi gibi. Tüm kalbimle Aram'la aramda bir bağ kurdum; geçmişinden ailesine, olaylara verdiği tepkilere ve ilişkilerinde yaşadıklarına kadar.”

“Catherine gibi birinin filmde yer aldığını duyuyorsunuz düşünsenize. Direk 'Kim beni Catherine Zeta-Jones'la birlikte hayal edebilir ki?' diye düşündüm. Ama yapımcıları tekrar aradım ve benim Aram için uygun kişi olduğum konusunda onları ikna etmeye çalıştım. Sonra her şey bir şekilde gelişti.”

  • Filmin Türk izleyicisi için dikkat çeken bir diğer özelliğiyse, Aram karakterinin çıktığı seyahatte yolunun İstanbul’dan da geçmesi ve Ortaköy Camii’nin önünde Saadet Işıl Aksoy’la görünen küçük sahnesi…